21

٢١

وَقَالَ الَّذِى اشْتَريهُ مِنْ مِصْرَ لِامْرَاَتِه اَكْرِمى مَثْويهُ عَسى اَنْ يَنْفَعَنَا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَكَذلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى الْاَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُ مِنْ تَاْويلِ الْاَحَاديثِ وَاللّهُ غَالِبٌ عَلى اَمْرِه وَلكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

(21) ve kalellezişterahü mim misra limraetihi ekrimi mesvahü asa ey yenfeana ev nettehizehu veleda ve kezalike mekkenna li yusüfe fil erdi ve li nuallimehu min te’vilil ehadis vallahü ğalibün ala emrihi ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun

mısırlı karsına dedi ve onu satın alan ikramda bulun onu güzel bir yere yerleştir umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz böylece yusuf’u oraya yerleştirdik ki ona rüya tabirlerini öğretelim Allah işlerinde galiptir lakin insanların çoğu bilmezler

(21) and said he the man who bought him egypt to his wife: and him bought nmake comfortable his stay maybe that he will profit us, or we shall adopt him as a son. and thus we establish Joseph in the earth, that we might teach him the interpretation of stories (and events). And Allah hath full power and control over his affairs but most among mankind know it not.

1. ve kâle : ve dedi
2. ellezî işterâ-hu : onu satın alan kişi
3. min mısra : Mısır’dan, Mısır’da
4. li imre’eti-hi : eşine, hanımına (onun eşine)
5. ekrimî : ikram et, kerim ol, güzel yap, özenle hazırla
6. mesvâ-hu : onun mekânı, onun yerleşme yeri
7. asâ : umulur ki, belki
8. en yenfea-nâ : bize fayda verir, bize faydası olur
9. ev nettehize-hu : veya onu ediniriz
10. veleden : evlât
11. ve kezâlike : ve böylece
12. mekken-nâ : biz yerleştirdik
13. li yûsufe : Yusuf’u
14. fî el ardı : yeryüzünde
15. ve li nuallime-hu : ve ona öğretelim diye (öğretmemiz için)
16. min te’vîli el ehâdîsi : olayların, sözlerin yorumundan (yorumunu)
17. ve allâhu : ve Allah
18. gâlibun : gâlip olandır
19. alâ emri-hî : emri üzerine, emrinde
20. ve lâkinne : ve fakat, lâkin
21. eksere en nâsi : insanların çoğu
22. lâ ya’lemûne : bilmezler