73

٧٣

فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا كَذلِكَ يُحْيِاللّهُ الْمَوْتى وَيُريكُمْ ايَاتِه لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

(73) Fe kulnadribuhü bi ba’diha kezalike yuhyillahül mevta ve yüriküm ayatihi lealleküm ta’kilun

Sığırın bir parçası ile ona vurun dedik böylece Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini (mucizelerini) gösteriyor olur ki akıl edenlerden olursunuz

(73) So We said: “Strike the (body) with a piece of the (heifer).” Thus Allah bringeth the dead to life and showeth you his Signs: perchance ye may understand.

1. fe kulnâ : o zaman biz dedik
2. ıdribû-hu : ona vurun
3. bi ba’dı-hâ : onun bir kısmı ile
4. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
5. yuhyî allâhu : Allah diriltir
6. el mevtâ : ölü
7. ve yurî-kum : ve size gösterir
8. âyâti-hi : onun âyetleri, mucizeleri
9. leallekum : umulur ki böylece siz
10. ta’kılûne : akıl edersiniz

فَقُلْنَاbir de dedikاضْرِبُوهُona vurunبِبَعْضِهَاbir parçasıylaكَذَلِكَişte böyle يُحْيِdiriltirاللَّهُallahالْمَوْتَىölüleriوَيُرِيكُمْve gösterir kiآيَاتِهِayetleriniلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَakledesiniz


AÇIKLAMA
İbni Ebî Hatim, Abîde es-Selmânî’den şöyle dediğini rivayet etmektedir: İsrailoğulları arasında çocuğu olmayan bir adam vardı. Bu adamın çokça malı vardı. Onun mirasçısı ise kardeşinin oğluydu. Bu yeğeni onu öldürdü, sonra da onu geceleyin taşıyıp kendilerinden olan bir başka adamın kapısı önünde bı­raktı. Sabah olunca o kişilerden amcasının kanını talep etmeye koyuldu. Niha­yet taraflar silahlandı ve birbirlerine girdiler.

Aralarında bulunan akıl ve görüş sahibi olan kimseler: “Ne diye birbirinizi öldüreceksiniz, işte aranızda Allah’ın Peygamberi (a.s.) var.” dedi. Bunun üze­rine Hz. Musa’ya gittiler ve bu hususu ona anlattılar. O da kendilerine: “Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyor.” dedi. Eğer itiraz etmemiş olsalardı, herhangi bir ineği boğazlamaları onlar için yeterli olurdu. Fakat işi zora koştu­lar, onlar işi sıkı tuttukça işleri zorlaştınldı. Nihayet kesmekle emrolundukları ineğin nitelikleri onlara açıklandı. Bu nitelikteki bir ineği de başka ineği bu­lunmayan bir adamın yanında buldular.

Bu adam da onlara şöyle dedi: Allah’a yemin ederim ben onun derisi kadar altın verilmedikçe vermem. Daha aşağısını kabul etmem. Derisi dolusu altın ile onu aldılar, kestiler. Maktule (ölüye) ineğin bir parçası ile vurdular, ölü aya­ğa kalktı. Seni kim öldürdü? diye sordular. O da kardeşinin oğlunu göstererek, “Bu”, dedi. Sonra da eskisi gibi ölü olarak yere yığıldı. Kardeşinin oğluna ma­lından hiç bir şey verilmedi. O zamandan itibaren, katile miras verilmez” oldu.Bir rivayette de “delikanlıyı alıp öldürdüler.” denilmektedir.

Ey Yahudiler! Musa’nın sizin geçmişteki atalarınız olan kavmine: “Allah size herhangi bir inek boğazlamanızı emrediyor.” dediği zamanı hatırlayınız. Onlar bu emre uymadılar, işi sıkı tuttular. Allah da durumu onlara zorlaştırdı. Hz. Musa’ya: “Bizimle alay mı ediyorsun ey Musa?” dediler. “Biz senden öldür­me ile ilgili hususu soruyoruz, sen bize bir inek kesmeyi emrediyorsun?” Hz. Musa şöyle dedi: “Ben ciddi olunması gereken bir yerde insanlarla alay etmek­ten Allah’a sığınırım. Çünkü Allah’ın hükümlerini tebliğ konusunda şaka ve alaya gitmek akılsızlığın, cahilliğin delilidir.”

Hz. Musa’nın ciddi olduğunu görünce, bu sefer ineğin ayırd edici niteliği­ni ona sordular, sorularını alabildiğine çoğalttılar, yaşını sordular. Hz. Musa onlara: “Küçük de değildir, büyük de değildir, ikisi arası orta yaştadır, haydi emrolunduğunuzu yapınız, işi zorlaştırmayınız, Allah da işinizi zorlaştırır.” dedi.

Fakat onlar işi daha da zorlaştırdılar. Bu sefer rengini sordular. Hz. Musa ” bakanlara ferahlık verecek şekilde sapsarı bir inektir” dedi. Bu kada­rıyla da yetinmediler, ayırdedici başka bir takım daha özellikler istediler ve bu konuda da şu sözleriyle özürlerini beyan etmeye kalkıştılar: “İnekler pek çok­tur ve bize göre bütün inekler birbirine benzer görülüyor, inşaallah biz isteneni bulup yapacağız.” Rivayete göre Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Eğer işi yapıp inşaallah dememiş olsalardı, ebediyyen bu inek onlara açıklanmazdi.” Hz. Musa onlara şöyle dedi: “Yüce Allah buyuruyor ki: “Bu inek tarla sür­mek ve sulamak suretiyle çalıştırılarak zelil kılınmış değildir. Her türlü kusur­dan da uzaktır. Ve onda sapsarı renkten başka bir renk de yoktur.”

Bu sefer “Şimdi apaçık gerçeği ortaya koymuş oldun.” dediler ve o ineği araştırmaya başladılar. Bu nitelikle ineği ancak annesine karşı iyi davranan yaşça küçük bir yetimin yanında buldular. Onunla pazarlık yaptılar, o da ala­bildiğine pahalı bir fiyat istedi. Nihayet derisi dolusu altına satın aldılar. Onla­rın bu emri yerine getirmeleri pek kolay olmadı. İbni Abbas der ki: “Eğer iste­dikleri bir ineği kesmiş olsalardı, bu dahi onlara yeterli gelirdi. Fakat kendi aleyhlerine olmak üzere işi sıkı tuttular, Allah da onların işini zorlaştırdı.”

Ve ey Kur’an’ın çağdaşı olan Yahudiler! Şunu da hatırlayın: Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz… Bu ifade lafzan sonraya bırakılıp mana itibariyle önce­den söz konusu edilmesi gereken hususlar kabilindendir. Böyle yapılması ise ineğin kesilme sebebini bilmeye teşviktir. Öldürme Resulullah (s.a.)’a çağdaş olanlara isnat edildi. Çünkü onlar da soylarından geldikleri ataları ile gurur duyuyor, yaptıklarını beğeniyorlardı. İşte bu şekilde katil tek kişi olduğu hal­de, öldürme işi bütün bir millete isnat edilmektedir. Çünkü millet kendi ara­sında bir dayanışma içindedir ve geneli itibariyle tek bir kişi gibidir. O bakım­dan hepsi tek kişinin suçundan dolayı sorumlu tutulur. Ayrıca bunda geçmişle­re, halihazırda bulunanlara, topluma ve fertlere bir azarlama da vardır.

Siz geçmişinizdeki bu öldürme olayını, maktul hakkındaki anlaşmazlığını­zı hatırlayın. Her biriniz kendisinin katil olmadığını söylüyor, suçsuz olduğunu iddia ediyor, başkasını itham ediyordu. Allah onların bu işlerini ve hakikati gizlemelerini ise red etmektedir. Siz bu gün de yanınızda bulunan Resulullah (s.a.)’ın niteliklerini gizlemektesiniz. Allah ise mutlaka sizin öldürme ile ilgili gizleyip sakladığınızı açığa çıkaracaktır. O bakımdan biz onlara şöyle dedik: Bu maktule öldürülmüş olan kimseye kesilen ineğin bir parçası ile vurunuz. Vurdular. Allah maktulü diriltti, o da öldürenleri haber verdi. İşte bu şekilde hayret verici bir canlandırma gibi Allah kıyamet gününde ölmüşleri canlandı­racak, her kişiye amelinin karşılığını verecektir. İşte Allah, Kur’an ve peygam­berin doğruluğuna delâlet eden apaçık ayetlerini size göstermektedir. Çünkü bu Kur’an gaybî olan hususları haber vermektedir ki, aklınızı kullanasınız. Olur ki şeriatın sırlarını kavrar, şeriata boyun eğmenin faydasını anlarsınız. Nefislerinizi, hevâları peşine takılmaktan alıkoyup Allah’ın size vermiş olduğu emirlerde Allah’a itaat edersiniz.

Advertisements