36

٣٦

هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَاكَانُوا يَفْعَلُونَ

(36) hel suvvibelkuffaru ma kanu yef’alune
Nasıl, kâfirlere karşılığı verildi mi? yaptıklarının

(36) Will not the Unbelievers have been paid back For what they did?

1. hel : mı
2. suvvibe : karşılığı verildi, cezalandırıldı, cezalarını buldular
3. el kuffâru : kâfir olanlar
4. : şey
5. kânû : oldular
6. yef’alûne : yapıyorlar

هَلْ ثُوِّبَverildi mi? diyeالْكُفَّارُo kâfirlereمَا كَانُوا يَفْعَلُونَyaptıklarının karşılığı


AÇIKLAMA

Allah Tealâ müşriklerin liderleri ve emsallerinden dört çirkin hareketi naklederek buyurdu ki:

1- “Günah işleyenler iman edenlerden kimine gülerlerdi.” Kureyş kâfir­leri ve küfürde onlara uyanlar, dünyada müminlerle eğlenip alay ediyorlar­dı. Her asırda zengin güçlülerin durumu budur. Namaz kılan müminlerle veya İslâm ve Kur’an terbiyesi ile yaşayan fakirlerle alay ederler. Güçleri­ne, makamlarına ve nüfuzlarına, servet veya zenginliklerine dayanarak dindarlarla ve dinleri ile eğlenirler. İbni Abbas bu ayet hakkında dedi ki: Velid b. Muğire, Ukbe b. Ebi Muayt, As b. Vail, Esved b. Abdiyeğus, As b. Hişam, Ebu Cehil ve Nazr b. Haris’tir onlar. Alay edilenler de Muhammed (s.a.)’in ashabından Amar, Habbab, Suheyb ve Bilal gibi iman edenlerdir.

2- “Yanlarından geçerlerken birbirlerine kaş göz işaretleri yaparlardı.” Kâfirler müminlerin yanından geçerken onları horlayarak, kaş göz işaretleri yapıyor, müslümanlıkları sebebi ile onları basit görüp ayıplıyorlardı. Ayette geçen “teğamüz” kelimesi ortaklık ifade eden müfaale veznindendir. Gamz ise kaşla gözle alay için işaret etmektir. Aynı kelime ayıp manasına da olabi­lir. Mana şudur: Onlar  alay  ederek gözleri ile işaret ediyorlar ve ayıplıyor­lar. Bir de diyorlar ki: Şunlara bakın. Nefislerini yorup, lezzetlerine engel oluyorlar. İyice bilmedikleri bir sevap uğruna kendilerini zora sokuyorlar.

3- “Ailelerine döndükleri vakit zevk duyarak dönerlerdi.” Kâfirler, çarşılarındaki meclislerinden evlerindeki ailelerine döndüklerinde yaptıkları­nı beğenmiş, zevk almış olarak dönerler, müminlere yaptıkları alay ve sa­taşma ile, onları düşüklük, dar görüşlülük, az akıllılık gibi ithamlarla vasfetmeleri ile keyiflenirlerdi.

4- “Onları gördükleri zaman, bunlar muhakkak sapıklardır.” derler­di.” Müşrikler müminleri gördüklerinde, onların dinlerinden ve geleneksel inançlarından olmadıkları, Muhammed’e (s.a.) uydukları ve O’nun getirdi­ğine bağlı kaldıkları ve olup olmayacağı belli olmayan bir sevap uğruna ha­zır nimetleri terkettikleri için sapıklıkla itham ediyorlardı.

Onların bu tutumuna Allah Tealâ şu sözü ile cevap veriyor:

“Halbuki onlar, üzerlerine gözcüler olarak gönderilmemişlerdi.” Bu mücrimler Allah tarafından müminlere kontrolcü gönderilmedi ki, durum­larını, amellerini ve sözlerini denetlesinler. Böyle bir şeyle yükümlü tutul­madılar ki! Ancak kendi işleri ile ilgilenmekle yükümlü tutuldular.

Ardından Allah Tealâ müminleri teselli etmek ve kalplerini güçlendir­mek için ahirette aynı ile muamele ilkesini belirtiyor ve buyuruyor ki:

“İşte bugün de iman edenler o kâfirlere gülüyorlar.” Ahirette, kıyamet gününde müminler kâfirleri zelil ve mağlup halde gördüklerinde gülecek­ler ve alay edecekler. Misli ile muamele olarak, dünyada kâfirlerin onlara güldükleri gibi gülecekler. “Bugün” kelimesi konuşmanın kıyamette vaki olduğuna delildir.

“Tahtlar üzerinde bakarak” müminler Allah’ın düşmanlarına onlar ateşte azap görürken, müminler ise, tahtlarında iken bakacaklar. Bu ise, sonsuz ve daimidir. Fani olan hiçbir şey ile denk tutulmaz.

“O kâfirler işleyegeldiklerinin cezasına çarpıldı mı?” Kâfirler müminle­re yıpmış oldukları istihza, alay ve küçültmenin karşılığını buldular mı bulmadılar mı? Evet. Kâfirler tam bir ceza ile, dünyada müminlere gülme­lerinin, alay etmelerinin karşılığını buldular.