92

٩٢

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَىْءٍ فَاِنَّ اللّهَ بِه عَليمٌ

(92) len tenalül birra hatta tünfiku mimma tühibbun ve ma tünfiku min şey’in fe innellahe bihi alim

İyiliğe nail olamazsınız infak etmedikçe sizler sevdiğiniz şeylerden sadaka (olarak) ne verirsiniz şüphesiz Allah onu Bilir

(92) By no means shall ye attain righteousness unless ye give (freely) of that which ye love and whatever ye give, of a truth Allah knoweth it well.

1. len tenâlû : nail olamazsınız, erişemezsiniz
2. el birre : birr (üst seviyede zekat)
3. hattâ tunfikû : infak edinceye kadar, infak etmedikçe
4. mim-mâ tuhibbûne : sevdiğiniz şeylerden
5. ve mâ tunfikû : ve infak ettiğiniz şey
6. min şey’in : bir şeyden
7. fe inne allâhe : o zaman, muhakkak ki Allah
8. bi-hî alîmun : onu en iyi bilen

لَنْ تَنَالُوا asla erişemezsinizالْبِرَّ iyliğeحَتَّى kadarتُنْفِقُوا infak edinceyeمِمَّا تُحِبُّونَ sevdiğiniz şeylerdenوَمَا تُنْفِقُوا ne infak edersenizمِنْ شَيْءٍherhangi bir şeydenفَإِنَّ elbette kiاللَّهَ Allahبِهِ onuعَلِيمٌ hakkıyla bilir


AÇIKLAMA

Sizin için en değerli ve en çok sevdiğiniz mallardan infak etmediğiniz sü­rece iyiliğin (birrin) sevabı olan cennete asla ulaşamaz, Allah’ın rızasını, lütuf ve rahmetini hak eden ve azabın uzaklaştırılmasına lâyık olan iyi kimseler ola­mazsınız. Sizler ister değerli, ister bayağı olsun, neyi infak ederseniz, muhak­kak Allah onu çok iyi bilendir ve ona mükâfatını verir. İhlâs ve riyakârlık asla O’na gizli kalmaz.

Ashab-ı kiramın rütbesinin yüksekliğine delâlet eden hususlardan biri de çok sevdikleri mallarından çokça sadaka vermeleridir. Altı hadis imamının ri­vayetine göre Enes b. Malik şöyle der: Ebu Talha, Ensar arasında Medine’de en çok hurma ağacı olan kimse idi. Malları arasında en çok sevdiği ise Medine’de­ki bir bahçe olan Beyrûha adındaki yerdi ve burası Hz. Peygamberin mescidi­nin karşısına düşüyordu. Peygamber (s.a.) buraya gelir gider, onun tatlı suyun­dan içerdi. Yüce Allah’ın, “Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar birre (iyi­liğe) kavuşamazsınız” ayeti nazil olunca Ebu Talha şöyle dedi: “Ey Allah’ın rasulu, mallarım arasında en çok sevdiğim Beyrûha’dır. Ben onu Yüce Allah’ın rı­zası için sadaka olarak veriyorum. Onun binini ve ecrini Allah’tan bekliyorum. Ey Allah’ın rasulü, Allah sana nereyi uygun gösterirse onu öylece kullan.” Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurdu: “Oh ne kadar güzel! Oh ne kadar güzel! Bu oldukça kârlı bir maldır. Senin söylediğini dinledim. Benim görüşüm ise bunu akrabalara tahsis etmen şeklindedir.” Ebu Talha “Ben de öyle yaparım, ey Allah’ın Rasulü” dedi ve bunu akrabaları ve amca çocukları arasında paylaştırdı. Müslim’in rivayetinde ise “Bunu Hassan b. Sabit ile Ubeyy b. Ka*b arasında paylaştırdı” denmektedir.

İlim adamları der ki: Peygamber (s.a.)’in bunu Ebu Talha’nın yakın akra­balarına sadaka olarak vermesini tavsiye etmesinin iki sebebi vardır: Birincisi akrabalara verilen sadakanın daha faziletli olması, ikincisi ise sadaka verenin kendisine böylesinin daha hoş gelmesi ve pişman olma ihtimalinin daha uzak olmasıdır.

Zeyd b. Harise de böyle yapmıştı. İbni Ebi Hatim’in Muhammed b. el-Münkedir’den rivayetine göre bu ayet-i kerime nazil olunca, Zeyd b. Harise, Se-bel adı verilen at ile geldi. Bundan daha çok sevdiği bir malı yoktu. “Bu, sada­ka olsun” dedi. Resulullah (s.a.) onu kabul etti ve bunu oğlu Üsame’ye verdi. Zeyd bundan dolayı kederlenir gibi oldu. Resulullah (s.a.), “Muhakkak Allah bunu senden kabul buyurmuştur” dedi.

Buharî ile Müslim’de rivayet edildiğine göre Hz. Ömer şöyle dedi: “Ey Allah’ın rasulü, ben de Hayber*deki payımdan benim için daha nefis hiç bir mal ele geçirebilmiş değilim. Onu ne şekilde kullanmamı emredersin?” O da şöyle buyurdu: “Aslını tut ve meyvesini de sebil kıl (taıadduk et, vakfet).”

İbni Ömer ise kölesi Nâfi’yi azat etmişti. Halbuki Abdullah b. Ca’fer o kö­le karşılığında ona bin dinar vermişti. Safiyye bint Ebi Ubeyd der ki: “(Abdul­lah b. Ömer) Zannederim Yüce Allah’ın “Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye ka­dar birre (iyiliğe) kavuşamazsınız.” buyruğunu göz önünde bulundurarak böyle davranmıştır.”

Abd b. Humeyd ve el-Bezzar, İbni Ömer’den şöyle dediğini rivayet etmek­tedirler: “Şu, “Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar birre kavuşamazsınız” ayetini hatırladım. Bu arada Yüce Allah’ın bana verdiklerini de hatırımdan ge­çirdim. Benim için Mercâne’den daha çok sevdiğim bir mal olmadığını gördüm (Mercane Bizanslı bir cariye idi), Allah rızası için o hürdür dedim. Eğer Allah rızası için verdiğim bir şeyi geri alacak olsaydım, onu nikâhıma alırdım. Fakat ben onu Nâfi’e (çok sevdiği kölesine) nikahladım.”

Birr’in anlamına gelince: Tevili hakkında üç ayrı görüş vardır: Cennet ya­hut salih amel veya itaat demektir. Birinci manaya göre ifadenin takdiri şöyle olur: Sizler sevdiklerinizden infak edinceye kadar binin sevabma nail olamaz­sınız. Yani sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar cennete ulaşamazsınız. İkinci anlama göre salih amele… ulaşamazsınız demektir. Üçüncü anlama göre “Sizler sadaka veya onun dışında herhangi bir itaate sevdiklerinizden infak edinceye kadar birr’e ulaşamazsınız.” demek olur. Hasan-ı Basrî der ki: “İnfak edinceye kadar” buyruğunda kastedilen zekâttır. Evlâ olan ise Zamahşerf nin de söylediği gibi, “Sizin nifakınız sevdiğiniz ve tercih ettiğiniz mallardan olma­dığı sûrece binin gerçek şekline ulaşamazsınız” şeklindeki tevilidir. Yüce Allah’ın, “Kazandıklarınızın iyi olanlarından infak ediniz.” (Bakara, 2/267) buy­ruğunda olduğu gibi. Selef-i salibin (Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun) bir şeyi sevdikleri zaman onu Allah yolunda infak ederlerdi.

Advertisements