16

١٦

وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَ حَتّى اِذَا خَرَجُوا مِنْ عِنْدِكَ قَالُوا لِلَّذينَ اُوتُوا الْعِلْمَ مَاذَا قَالَ انِفًا اُولءِكَ الَّذينَ طَبَعَ اللّهُ عَلى قُلُوبِهِمْ وَاتَّبَعُوا اَهْوَاءَهُمْ

(16) ve minhüm mey yestemiu ileyk hatta iza harecu min indike kalu lillezine utül ilme maza kale anifen ülaikellezine tabeallahü ala kulubihim vettebeu ehvaehüm
Onlardan seni dinleyenler (var) hatta senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara derler o az önce ne dedi işte (onlar) o kimseler ki Allah onların kalplerini mühürlemiştir onlar hevalarına tabi olmuşlardır

(16) And among them are men who listen to thee, but in the end, when they go out from thee, they say to those who have received Knowledge, What is it he said just then? Such are men whose hearts Allah has sealed, and who follow their own lusts.

1. ve min-hum : ve onlardan
2. men : kimse, kişi
3. yestemiu : işitir, dinler
4. ileyke : seni
5. hattâ : hatta, olunca
6. izâ harecû : çıktıkları zaman
7. min indi-ke : yanından
8. kâlû : dediler
9. li ellezîne : onlara
10. ûtû : verildiler
11. el ilme : ilim
12. mâzâ : ne
13. kâle : dedi, söyledi
14. ânifen : az önce
15. ulâike : işte onlar
16. ellezîne : onlar ki
17. tabaa allâhu : Allah mühürledi
18. alâ kulûbi-him : onların kalplerinin üzerini
19. vettebeû (ve ittebeû) : ve tâbî oldular
20. ehvâe-hum : kendi hevalarına, heveslerine

وَمِنْهُمْonlardanمَنْ kimiيَسْتَمِعُ gelip dinlerإِلَيْكَ seniحَتَّى nitekimإِذَا خَرَجُوا çıkıp-gittikleri zamanمِنْ عِنْدِكَ yanındanقَالُوا derler kiلِلَّذِينَ أُوتُوا verilenlereالْعِلْمَ ilimمَاذَا neقَالَ söylediآنِفًا o biraz önceأُوْلَئِكَ işte onlarالَّذِينَ طَبَعَ mühürlemiştirاللَّهُ Allahعَلَى قُلُوبِهِمْ onların kalpleriniوَاتَّبَعُوا ve onlar uymuşlardırأَهْوَاءَهُمْ kendi hevalarına


SEBEB-İ NÜZUL

İbnu’l-Münzir’in İbn Cüreyc’den rivayetinde o şöyle anlatıyor: Mü’minler ve münafıklar Hz. Peygamber (sa)’in meclisinde oturur, onu dinlerler; mü’minler dinlediklerini anlayıp bellerken münafıklar dinler ama bellemezler, sonra O’nun yanından çıktıklarında da mü’minlere: “Biraz önce Muhammad ne demişti?” diye sorarlardı. İşte bunun üzerine “Onların arasında seni dinleyenler vardır…” âyet-i kerimesi nazil oldu.