3

٣

وَاخَرينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْ وَهُوَ الْعَزيزُالْحَكيمُ

(3) ve aharine minhum lemma yelhaku bihim ve huvel’azizul hakim
Onlardan başkalarına ki henüz ona yetişememişlerdir O, Güçlü, Hikmet sahibidir

(3) As well as (to confer all these benefits upon) others of them, who have not already joined them: and He is Exalted in Might, Wise.

1. ve âharîne : ve sonrakiler
2. min-hum : onlardan
3. lem mâ yelhakû : henüz ilhak olmadılar, dahil olmadılar, katılmadılar
4. bi-him : onlara
5. ve huve : ve o
6. el azîzu : azîz, üstün, güçlü
7. el hakîmu : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

وَآخَرِينَve diğerlerine deمِنْهُمْ لَمَّاhenüzيَلْحَقُواkavuşmamış olanبِهِمْ kendilerineوَهُوَ Muhakkak ki OالْعَزِيزُAziz’dirالْحَكِيمُHakim’dir


SEBEB-İ NÜZUL

Abdulaziz ibn Abdullah kanalıyla Ebu Hüreyre’den rivayette o şöyle anla­tıyor: Hz. Peygamber (sa)’in yanında oturuyorduk. O’na Cum’a Sûresi nazil oldu da bize okudu. “Onlardan başkalarına da ki henüz onlara katılmamışlar­dır.” âyet-i kerimesine gelince ben: Ey Allah’ın elçisi, onlar kimlerdir?” diye sordum, cevap vermediler, üçüncü kere sorulunca -ki Selmân da içimizdeydi- Rasûlullah (sa) elini Selman’ın üzerine koydu ve: “Şayet iman Süreyya’nın ya­nında olsa bundan (bunun kavminden) adamlar -veya bir adam- onu alır, elde ederdi.” Buyurdular