49

    RevelationCuzPageSurah
    52 12226Hud(11)

٤٩

تِلْكَ مِنْ اَنْبَاءِ الْغَيْبِ نُوحيهَا اِلَيْكَ مَاكُنْتَ تَعْلَمُهَا اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هذَا فَاصْبِرْ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقينَ

(49) tilke min embail ğaybi nuhiyha ileyk ma künte ta’lemüha ente ve la kavmüke min kabli haza fasbir innel akibete lil muttekiyn

işte bunlar gayb haberlerindendir sana onu vahy ediyoruz bunları sen de bilmiyordun, kavminde bundan önce artık sabret şüphesiz akıbet muttaki olanlarındır

(49) Such are some of the stories of the unseen, which we have revealed unto thee: before this, neither thou nor thy people knew them. So persevere patiently: for the end is for those who are righteous.

1. tilke : bunlar
2. min enbâi : haberlerden
3. el gaybi : gayb (bilinmeyen)
4. nûhî-hâ : onu vahyediyoruz
5. ileyke : sana
6. mâ kunte : sen değildin
7. ta’lemu-hâ : onu biliyorsun
8. ente : sen
9. ve lâ : ve değil
10. kavmu-ke : senin kavmin
11. min kabli : daha önce
12. hâzâ : bu
13. fasbır (fe isbır) : artık sabret
14. inne : muhakkak ki
15. el âkıbete : akıbet, sonuç,
16. li el muttekîne : takva sahiplerinin


AÇIKLAMA

Allah Tealâ, gemi Cûdi dağı üzerinde oturduğu zaman Hz. Nuh (a.s.)’a, onunla birlikte olan müminlere ve onun zürriyetinden gelecek her mümine ve­rilen selâmı haber vermektedir.

Nitekim Muhammed b. Ka’b şöyle diyor: Kıyamet gününe kadar gelecek kadın-erkek her mümin bu selâma dahil olmuştur. Yine kıyamete kadar gele­cek kadın-erkek her kâfir de bu “dünyadan geçici olarak istifade edip nihayet azaba yakalanmak” şeklindeki ifadeye dahil olmuştur.

Ayetin manası şudur: Bizden sana ve seninle birlikte olanların zürriyetin­den meydana gelecek müminlere selâmet ve bereket vardır. Yine seninle bera­ber olan bazılarının neslinden nice ümmetler gelecek, dünyadan geçici olarak yararlanacaklar ama sonunda cehenneme yuvarlanacaklardır.

Hz. Nuh (a.s.) peygamberlerin babası idi. Tufandan sonraki halk ondan ve onunla birlikte gemide bulunanların zürriyetinden gelmiştir.

Böylece selâmet ve bereket ayrı ayrı olmasına rağmen bütün müminleri kaplamıştır. Fakat o müminlerin neslinden bazı ümmetler ve sonradan gelen bazı topluluklar bu dünyada rızık ve bereketlerle geçici olarak yaşatılacaklar, sonra da inkarcılıkları ve inatçılıkları sebebiyle ahirette kendilerine acıklı bir azap verilecektir.

Dolayısıyla Hz. Nuh (a.s.)’tan sonra insanlar iki kısım olmuşlardır:

a) Bir kısmı mümin ve salih olanlar: Bunlar dünya ve ahirette huzur ve saadet içinde olacaklardır.

b) Diğer bir kısım ise kâfir olanlar: Bunlarda dünyadan geçici olarak ya­rarlanıp ahirette azaba, uğrayacak olanlardır.

Allah Tealâ daha sonra Hz. Nuh (a.s.) kıssasından alınacak umumi ibreti zikretti: Hz. Nuh (a.s.) ve kavmi hakkındaki bu haberler, sanki senin başından geçmişçesine sana vahyettiğimiz, sana vahiy olarak bildirdiğimiz geçmiş gaybi olayların haberleridir. Bundan önce sen de kavminden her hangi bir kimse de bu haberleri bilmiyordunuz ki, seni yalanlayanlar “Sen bunları birisinden öğ­rendin” diyebilsinler. Bilakis bunları sana Allah haber vermiştir.

Kavminin içindeki seni yalanlayan kimselerin yalanlamalarına ve sana yaptıkları eziyetlere karşı, sahip olduğun ilâhî mesajı tebliğ etme hususunda tıpkı Hz. Nuh (a.s.)’ın kâfirlerin eziyetlerine karşı sabrettiği gibi sen de sabret. Çünkü zafer, kazanç ve kurtuluş Allah’a itaat edip günahlardan kaçınan mut­taki kullarındır. Biz sana yardım edeceğiz, seni gözeteceğiz, seni ve sana tabi olanları dünya ve ahirette hayırlı neticeye ulaştıracağız; tıpkı daha önceki pey­gamberlere yaptığımız gibi, onlara düşmanlarına karşı zafer ihsan ettiğimiz gi­bi.

“Şüphesiz biz peygamberimize ve iman edenlere… mutlaka yardım edece­ğiz.” (Mümin, 50/51).

“Şüphesiz bizim peygamber olarak gönderdiğimiz kullarımıza ezelden bir vaadimiz vardır: Onlara mutlaka yardım edilecek (zafere ereceklerdir).” (Sâffat, 37/171-172).

Advertisements