115

١١٥

وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُضِلَّ قَوْمًا بَعْدَ اِذْ هَديهُمْ حَتّى يُبَيِّنَ لَهُمْ مَا يَتَّقُونَ اِنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَليمٌ

(115) ve ma kanellahü li yüdille kavmem ba’de iz hedahüm hatta yübeyyine lehüm ma yettekun innellahe bi külli şey’in alim

Allah bir kavmi sapıklığa düşürecek değildir onları hidayete erdirdikten sonra hatta açıklamadıkça onlara nelerden sakınacaklarını şüphesiz Allah her şeyi en iyi bilendir

(115) And Allah will not mislead a people after he hath guided them, in order that he may make clear to them what to fear (and avoid) for Allah hath knowledge of all things.

1. ve mâ kâne allâhu : ve Allah değildir, olmadı
2. lî yudılle : saptıracak, dalâlette bırakacak
3. kavmen : bir kavmi
4. ba’de : sonra
5. iz hedâ-hum : onları hidayete erdirdiği zaman
6. hattâ : oluncaya kadar
7. yubeyyine : açıklanır, belli olur
8. lehum : onlara
9. mâ yettekûne : takva sahibi olacakları şeyler
10. inne allâhe : şüphesiz Allah
11. bi kulli şey’in : herşeyi
12. alîmun : en iyi bilendir


SEBEB-İ NÜZUL

Hasen’den rivayete göre bazı farzlar nazil olunca bunların nazil olmasından önce vefat eden kardeşleri hakkında ashab-ı kiramdan bazılarının: “Ey Allah’ın elçisi, kardeşlerimiz bu farzların nazil olmasından önce vefat ettiler. Onların mertebeleri ve halleri ne olacak?” diye sormaları üzerine bu âyet-i kerime inmiştir.

Mukatil ve Kelbî’den gelen rivayet bu konuda biraz daha açık, şöyle ki: Bazı insanlar içki haram kılınmazdan ve kıble Ka’be’ye çevrilmezden önce Medine-i Münevvere’ye gelmiş, müslüman olmuş ve kabilelerine dönmüşlerdi. Onlar kendi kavimleri içinde, öğrendikleri şekilde yaşarlar ve yokluklarında inen âyetlerden haberdar değilken içki haram kılınmış, kıble (Ka’be’ye) çevril­mişti. Bir zaman sonra Medine’ye geldiklerinde bunları öğrendiler ve: “Ey Allah’ın elçisi, sen bir din üzeresin, biz başka bir din. Demek ki biz dalâletteyiz” dediler de Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi

Advertisements