99

٩٩

قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَبيلِ اللّهِ مَنْ امَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاَنْتُمْ شُهَدَاءُ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

(99) kul ya ehlel kitabi lime tesuddune an sebilillahi men amene tebğuneha ivecev ve entüm şüheda’ vemallahü bi ğafilin amma ta’melun

de ki ey ehli kitap niçin Allah’ın yolundan çeviriyorsunuz iman eden kimseleri (neden) onun eşitliğini istiyorsunuz sizler (buna) şahit olduğunuz halde ama Allah gafil değildir yaptıklarınızdan

(99) Say: O ye People of the Book why obstruct ye those who believe, from the path of Allah, seeking to make it crooked, while ye were yourselves witnesses (to Allah’s Covenant)? but Allah is not unmindful of all that ye do.

1. kul : de , söyle
2. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli, kitap sahipleri
3. lime : niçin
4. tesuddûne : men ediyorsunuz
5. an sebîli allâhi : Allah’ın yolundan
6. men : kim
7. âmene : îmân etti
8. tebgûne-hâ : onun istiyorsunuz
9. ivecen : eğrilik
10. ve entum : ve siz
11. şuhedâu : şahitler
12. ve mâ allâhu : ve Allah değildir
13. bi gâfilin : gâfil, habersiz
14. ammâ (an mâ) ta’melûne : yaptığınız şeylerden, yaptıklarınızdan

قُلْ de kiيَا eyأَهْلَ ehliالْكِتَابِ kitapلِمَniçinتَصُدُّونَ vazgeçirmeye çalışıyorsunuzعَنْ سَبِيلِ yolundanاللَّهِ Allahمَنْ آمَنَ iman edenleriتَبْغُونَهَا onda arayarakعِوَجًا eğrilikوَأَنْتُمْ شُهَدَاءُ şahit olduğunuz haldeوَمَا elbette ki değildirاللَّهُ Allahبِغَافِلٍ asla gafilعَمَّا تَعْمَلُونَ yaptıklarınızdan


SEBEB-İ NÜZUL

Muhammed ibn İshak kanalıyla Zeyd ibn Eslem’den rivayete göre Şâs  ibn Kays, Rasûl-i Ekrem (sa)’in ashabından Evs ve Hazrec’e men­sup birlikte bir mecliste oturup sohbet eden bir grubun yanma uğradı. Şâs, câhiliye devrinde de fitneci, büyük bir kâfir olup müslümanlara karşı şiddetli kini olan bir ihtiyardı. Daha önce câhiliye devrinde aralarındaki düşmanlıktan sonra İslâm’ın onlarda yarattığı bu birbirine ülfet ve muhabbet, birlik ve bera­berlik manzarası onu daha da bir kin ve öfkeyle doldurdu. Kendi kendine: “Kayle oğullan (Evs ve Hazrec) topluluğu bu ülkede toplanmışlar. Onlar böyle birlik halinde olurlarsa bize bu ülkede karar yok.” dedi ve yanında bulunan genç bir yahudiye: “Git şunların yanına, yanlarına otur, onlara Buâs gününü ve ondan Önce vukubulmuş savaş ve ayrılık günlerini hatırlat, o günler hakkında söylemiş oldukları şiirlerden onlara oku.” dedi. Buâs günü, Evs ve Hazrec arasında savaş olmuş ve Evs galip gelmişti.

O yahudi genç, o müslüman grubun yanma gidip Şâs’in istediğini yaptı. İki kabileden birinin şâirlerinden o savaştıkları günlerden biri hakkında söylemiş olduğu bir şiiri okudu. Karşı taraf ta kendi şâirlerinin o günler hakkında söylediği şiirlerinden okumaya başladılar, hatıralar canlandı, tartışma çıktı, birbirlerine karşı övünmeye başladılar, iş ilerledi ve iki kabileden iki kişi; Evs ibn Kayzî ibn Amr (Evs’den) ve Cebbar ibn Sahr ibn Umeyye (Hazrec’den) önce birbirlerine sövmeye, sonra kavgaya başladılar da birbirlerine hücum ettiler. “İsterseniz o günü tekrarlarız!” dediler. İş daha da büyüdü ve ikisi de kabilelerini “Ey Evs oğulları, ey Hazrec oğullan!” diye imdada çağırdılar ve kavgayı dışarıda devam ettirmek üzere iki grup da taraftarlarına “silâha, silâha.” diye çağırdılar; Evsliler ve Hazrecliler toplanarak Medine dışında taşlık bir yere (Zâhira) çıktılar. İşi duyan Hz. Peygamber beraberinde muhacirlerden bazıları olduğu halde hemen oraya gitti; “Ey müslümanlar Allah adına Allah adına sakin olun, bu ne câhiliyet davası! Ben aranızdayken, Allah sizi İslâm’a hidayet etmişken, size İslâm ile ikramda bulunmuşken, sizi câhiliye işlerinden ayırıp küfürden kurtarmış ve aranıza bir ülfet vermişken Halâ câhiliyet davası mı güdecek ve eskiden üzerinde olduğunuz küfre mi döneceksiniz?” buyurdu. Topluluk o anda anladı ki bu şeytanın bir dürtmesi, vesvesesidir, düşmanlarının bir hilesidir; silâhlarını atıp Evs ve Hazrecliler ağlaşarak birbirlerine sarıldılar ve Hz. Peygamber (sa)’le birlikte ona itaatle, onu dinleyerek Medine’ye döndüler. Allah, Şâs ibn Kays’ın uyandırmış olduğu içlerindeki o fitne ateşini söndürmüştü. İşte bunun üzerine Allah Tealâ Şâs ibn Kay s ve yaktığı bu fitne ateşi hakkında bu âyet-i kerimeleri; Şâs ibn Kays’m tahrikine aldanıp kabilelerini savaşın eşiğine getirmiş olan Evs ve Cebbar hakkında da: “Ey iman edenler, eğer kendilerine kitab verilenlerden bir zümreye itaat edecek olursanız sizi imanınızdan sonra döndürüp kâfirler yaparlar…” âyet-i kerimelerini indirdi.

İbn Abbâs’tan gelen rivayetlerden birinde Evs ile Hazrec arasında câhiliye devrinde her ay bir kavga ve akabinde adeta bir savaş olduğu ilâvesi vardır. Vahidî de hadiseyi İkrime ve Zeyd ibn Eslem’den rivayetle tahric etmiştir. Rivayetlerin sonunda şöyle bir ilâve var: Câbir ibn Abdillah demiş ki: Başlangıcı o günden daha çirkin ve korkunç, sonu da ondan daha güzel başka bir gün görmedim.


AÇIKLAMA

Ya Muhammed! Onlara dedi ki: Ey Kitap Ehli, ne diye Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz; bunun sebebi nedir? İslâm çağrısını red şeklindeki bu tavrı­nıza deliliniz nedir? Aklı, kâinattaki olaylara dikkat etmek suretiyle tekâmül ettiren, ahlâk ile ruhu arındıran, güzel ve salih amellerle insanın seviyesini yükselten iman yolundan müminleri alıkoymanızın sebebi nedir?

Kıskançlık, üstünlük, büyüklük duyguları, batıl şüpheleri yerleştirme ar­zuları üzerinde yükselen bu inatçı tutumunuzla sizler, hak yolundan sapmak ve hidayet üzere dosdoğru yoldan ayrılmak istiyorsunuz. Halbuki sizler Mu-hammed’in peygamberlik iddiasındaki doğruluğunu tam anlamıyla bilmektesi­niz. Daha önce ona dair verilen müjdeleri de bilmektesiniz. Sizler ona ait nite­likleri değiştirdiniz, tahrif ettiniz. Allah’a karşı yalan uydurdunuz. Allah ise si­zin yaptıklarınızdan, sizin tuzaklarınızdan, düzenlerinizden gafil değildir. Bunların karşılığında O, sizi cezalandıracaktır.

Birinci ayetin Yüce Allah’ın, “Allah sizin bütün yaptıklarınıza tanıktır.” buyruğu ile sona ermesinin sebebi şudur: Orada sözü geçen küfür ve inkâr olan amel, açık ve tanık olunan bir iştir. İkinci ayetin, “Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” buyruğu ile sona ermesinin sebebi ise İslâm’dan alıkoymanın hile ve desise yoluyla gerçekleştirilmek istenmesi dolayısıyladır.

Yüce Allah’ın, “Ey Kitap Ehli” buyruğu yumuşak ve ince bir üslûpla onları azarlamak, ellerinde bulunan sahih kitaplarının asıllarına uygun düşen İslâm davasını kabul ederek Müslümanlara katılmaya meylettirmek içindir. Birinci ayet-i kerime onları sapıklıktan alıkoymak içindir, ikincisi ise başkalarını sap­tırmaktan vazgeçmeleri içindir.

Advertisements