89

٨٩

اَعَدَّ اللّهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا ذلِكَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ

(89) eaddellahü lehüm cennati tecri min tahtihel enharu halidine fiha zalikel fevzül aziym

Allah onlar için cennet hazırlamıştır altlarından nehirler akan, onun içinde ebedi kalacakları işte en büyük saadet budur

(89) Allah hath prepared for them Gardens under which rivers flow, to dwell therein: that is the supreme felicity.

1. eadde allâhu : Allah hazırladı
2. lehum : onlar için
3. cennâtin : cennetler
4. tecrî : akar
5. min tahtihe el enhâru : altından nehirler
6. hâlidîne : ebedî kalanlar
7. fî-hâ : orada
8. zâlike : işte bu
9. el fevzu el azîmu : en büyük (kurtuluş, mükâfat) fevzdir



AÇIKLAMA

Allahü Teâlâ bu ayetlerde, bir grubu kınıyor, başka bir grubu da övüyor. Kudretleri, servet ve zenginlikleri olduğu halde, cihaddan geri kalan ve gitme­mek için Hz. Peygamberden izin isteyenleri kınıyor. Ne zaman, içinde imanı emreden ve Resulullah (s.a.)’la birlikte cihada davette bulunan bir sûre -sûre­den amaç, ya tamamı veya bir kısmıdır. Nitekim, Kur”ân ve kitap kelimeleri de hepsi veya bir kısmı için kullanılır- indirilse mal ve canla cihada gücü yeten­ler, servet sahibi ve zengin olanlar cihada gitmemek için: “Bizi evlerinde otu­ran, kadınlarla, çocuklarla, ihtiyar ve zayıflarla birlikte bırak” diyerek senden izin isterler. Allahü Teâlâ’nın: “İman edin…” sözü, müminlerden imanlarını de­vam ettirmelerini, münafıklardan yeniden iman etmelerini isteyen bir emirdir. Şu ayet de bunun benzeridir: “îman edenler der ki: “Bir sûre indirilmeli değil miydi?” Muhkem bir sûre indirilip içinde kıtal zikrolununca, kalblerinde hasta­lık bulunanların, üzerlerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi sana baktıklarını gö­rürsün. O, onlara yakın ola!” (Muhammed, 47/20).

Bu, münafıkların korkutma, zillet ve rüsvaylıklarına bir delildir. Özellikle “servet sahipleri” diye zikredilmesinde iki fayda vardır: Birincisi, sefere ve ci­hada güçleri yettiği halde çıkmadıkları için, onlar daha çok kınanmaya lâyık­tır. İkincisi, sefer için malı ve kudreti olmayan kimsenin izin almasına gerek yoktur. Çünkü o. özür sahibidir.

Bunlar kendilerinin, cihada çıkmayıp geriye kalan kadınlarla birlikte ol­malarına razı oldular Bunda, onların erkeklerine yönelik bir kınama ve küçümseme vardır ve onları kadınlara benzetmektir.

Bunun sebebi, cıhaddan ve Peygamberle birlikte Allah yolunda çıkmaktan geri kalmaları. ılım ve hidayet nurunu kabul etmemeleri, bu yüzden Allah’ın kalblerini mühürlemesidır. Yararlarına olanı anlayıp da yapmadılar, zararları­na olandan da kaçınmadılar, Allah’ın cihad emrindeki hikmetinin sırlarını kav­ramadılar.

Sonra Allahü Teâlâ, onların durumlarını müminlerin durumlarıyla karşı­laştırdı. Onlara övgüsünü ve âhiretteki durumlarını açıkladı: “Fakat o peygam­ber ve onunla birlikte olan müminler mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar için hayırlarvardır Onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.” Münafık­ların aksine onlar, âhiret saadetine nail olacaklardır.