55

٥٥

وَاِذْ قُلْتُمْ يَامُوسى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّى نَرَى اللّهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

(55) Ve iz kultüm ya musa len nü’mine leke hatta nerallahe cehraten fe ehazetkümüs saikatü ve entüm tenzurun

O zaman demiştiniz ki ey Musa sana asla inanmayız hatta açıkça Allah’ı görmedikçe hemen sizi yıldırım yakaladı ve sizler bakarken

(55) And remember ye said: “O Moses! we shall never believe in thee until we see Allah manifestly, ” but ye were dazed with thunder and lightning even as ye looked on.

1. ve iz : ve olmuştu, olduğu zaman
2. kultum : siz dediniz
3. : ya, ey
4. mûsâ : Musa
5. len nu’mine : biz asla inanmayız
6. leke : sana
7. hattâ : olana kadar, olmadıkça
8. nerâ : biz görürüz
9. allâhe : Allah
10. cehreten : açıkça
11. fe : o zaman, bunun üzerine
12. ehazet-kum(u) : sizi aldı, yakaladı
13. es sâikatu : yıldırım
14. ve entum : ve siz
15. tenzurûne : bakıyorsunuz, görüyorsunuz

وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz deيَامُوسَىey musaلَنْ نُؤْمِنَasla inanmayız لَكَsana حَتَّىkadarنَرَىgörünceyeاللَّهَallah’ıجَهْرَةًapaçıkفَأَخَذَتْكُمْhemen çarpmıştı الصَّاعِقَةُbir yıldırımوَأَنْتُمْ تَنظُرُونَki siz görüyordunuz

Advertisements