15

    RevelationCuzPageSurah
    57 21411Lugman(31)

١٥

وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلى اَنْ تُشْرِكَ بى مَالَيْسَ لَكَ بِه عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِى الدُّنْيَا مَعْرُوفًا وَاتَّبِعْ سَبيلَ مَنْ اَنَابَ اِلَىَّ ثُمَّ اِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّءُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

(15) ve in cahedake ala en tüşrike bi ma leyse leke bihi ilmün fe la tüti’hüma ve sahibhüma fid dünya ma’rufev vettebi’ sebile men enabe ileyy sümme ileyye merciuküm fe ünebbiüküm bima küntüm ta’melun
Eğer onlar seninle mücadele ederse bana ortak koşman için hakkında bilmediğin bir şeyi onlara itaat etme dünyada o ikisine de sahip çık iyi geçin yolunu tut bana yönelin sonra dönüşünüz banadır ben size haber veririm yaptıklarınızı

(15) But if they strive to make thee join in worship with Me things of which thou hast no knowledge, obey them not yet bear them company in this life with justice (and consideration), of those who turn to Me (in love): and follow the way of you all is to Me, In the End the return and I will tell you the truth (and meaning) of all that ye did.

1. ve in : ve eğer
2. câhedâ-ke : o ikisi seninle mücâdele ederlerse
3. alâ : üzerine
4. en tuşrike : senin şirk koşman
5. bî mâ : şey ile
6. leyse : değil, yok, olmadı
7. leke : senin
8. bi-hî : ona ait, onunla
9. ilmun : bilgi, ilim
10. fe : o zaman, o taktirde
11. lâ tutı’-humâ : onlara (o ikisine) itaat etme
12. ve sâhib-humâ : ve ikisini sahip ol
13. fî ed dunyâ : dünyada
14. magrûfen : iyilikle, ma’rufla, güzellikle
15. vettebi’ (ve ittebi’) : ve tâbî ol
16. sebîle : yol
17. men : kim
18. enâbe : yöneldi
19. ileyye : bana
20. summe : sonra
21. ileyye : bana
22. merciu-kum : sizin rücunuz, dönüşünüz
23. fe : o zaman
24. unebbiu-kum : size haber vereceğim
25. bi mâ : şeyleri
26. kuntum : oldunuz
27. ta’melûne : yapıyorsunuz


SEBEB-İ NÜZUL
Bu âyet-i kerimelerin nüzul sebebinde meşhur olan, Sa’d ibn Ebî Vakkâs hakkında ve annesi Hamne bint Ebî Süfyân ibn Ümeyye onu dininden döndürmeye çalıştığı zaman nazil olduğudur. Şöyle ki:

Ebu Davud ibn Ebî Hind’in Sa’d ibn Ebî Vakkâs’tan rivayetinde o şöyle anlatıyor: “Eğer seni, hakkında bilgin olmıyan bir şeyi bana ortak koşmaya zorlıyacak olurlarsa onlara itaat etme ve onlarla dünyada ma’rûf üzere birlikte ol…” âyet-i kerimesi benim hakkımda indi. Ben, anneme karşı iyi davranan birisiydim. Müslüman olunca annem bana: “Ey Sa’d, bu sonradan ihdas ettiğin din de nedir? Ya bu dini bırakacaksın ya da ölünceye kadar yemiyeceğim, içmeyeceğim de insanlar “Annesinin ölümüne sebep oldu.” diye seni ayıplıyacaklar.” dedi. Ben: “Ey anneciğim, yapma; çünkü ben asla dinimi bırakacak değilim.” dedimse de yemeden içmeden bir gün ve gece geçirdi. Sabaha çıktığında açlıktan iyice bunalmıştı. Ben: “Allah’a yemin olsun; bin tane canın olsa, hepsi de birer birer çıksa ben yine bu dinimi hiçbir şey için bırakacak değilim.” dedim. Benim bu kesin tavrımı görünce yedi, içti ve işte Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Daha önce (Mâide, 5/91 ve Enfâl, 8/1 âyetlerinin nüzul sebebinde) de geçtiği üzere Müslim’in, Sahih’inde Sa’d ibn Ebî Vakkas’ın oğlu Mus’ab’dan rivayetinde o şöyle demiştir: Onun (Sa’d ibn Ebî Vakkas) hakkında Kur’ân’dan âyetler nazil oldu.

Bir keresinde Sa’d’ın annesi “O dininden dönünceye kadar onunla konuşmamaya, yememeye, içmemeye yemin etmiş ve: “Sen, Allah’ın sana ana-babanı tavsiye ettiğini iddia ediyorsun. İşte ben annenim ve sana bunu (girmiş olduğun Muhammed’in dinine küfretmeni, ondan dönmeni) emrediyorum.” demiş. Üç gün yemeden içmeden durmuş ve nihayet açlık ve susuzluktan bayılmış. Umara adındaki oğlu kalkmış ve annesine su içirmiş. Ayılınca Sa’d’a beddua etmeye başlamış da bunun üzerine Allah Tealâ: “Biz, insana ana-babasına güzel davranmasını tavsiye ettik. Eğer seni Allah’a ortak koşmaya zorlarlarsa…” âyet-i kerimesini indirmiş.

Sa’d der ki: Allah’ın Rasûlü (sa) (Bedr günü) büyük bir ganimet elde etmişti. Ganimetlerin içinde bir kılıç gördüm, aldım ve Allah’ın Rasûlü (sa)’ne götürüp:” Bu kılıcı bana ver. Benim savaştaki halimi ve buna liyakatimi biliyorsun” dedim. “Onu aldığın yere geri koy.” buyurdular. Efendimizin yanından ayrıldım ve ganimetlerin toplandığı yere gittim. Kılıcı ganimetlerin içine atacakken nefsim beni kınadı ve atmamamı söyledi de geri döndüm ve Rasûlullah (sa)’ın yanına gelerek tekrar “Bu kılıcı bana ver.” dedim. Sesini biraz daha yükselterek: “Onu aldığın yere geri koy.” buyurdular da akabinde Allah Tealâ: “Sana ganimetleri sorarlar…” (Enfâl, 1) âyet-i kerimesini indirdi.

Bir keresinde hastalanmıştım, Allah’ın Rasûlü (sa)’ne haber gönderdim, yanıma geldi, “Bırak malımı dilediğim gibi bölüştüreyim.” dedim. Kabul etmedi. “Yarısını dilediğim gibi bölüştüreyim.” dedim, onu da kabul etmedi. “Hiç olmazsa üçte birini istediğim gibi taksim edeyim.” dedi, sustu. Daha sonra üçte bir caiz oldu.

Bir gün ansar ve muhacirlerden bir grup gördüm. Bana: “Gel sana yedirelim, içirelim.” dediler. Bu, içki haram kılınmazdan önceydi. Bir bahçede idiler. Yanlarına gelip oturdum. Kızarmış bir deve başı ve bir tulum içki vardı. Onlarla birlikte yedik, içtik. O mecliste muhacirler ve ansar anıldılar. Ben: Muhacirler ansardan daha hayırlıdır.” dedim. Adamın birisi kalktı etini yediğimiz deve başının iki çene kemiğinden birini alarak bana vurdu ve burnumu yardı. Rasûlullah (sa)’a geldim ve olanları haber verdim de Allah Tealâ benim hakkımda ve içki konusunda “Hiç şüphesiz içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytanın işinden birer murdardırlar…” (Mâide, 5/90) âyet-i kerimesini indirdi.

Hadisin başka bir rivayetinde Sa’d’ın: “Benim hakkımda dört âyet nazil oldu.” dediği ilâvesiyle onunla konuşmamaya, yeme ve içmemeye yemin eden annesi ile ilgili kısımda şu fazlalık vardır: “Ümmü Sa’d’a bir şey yedirmek ve içirmek istediklerinde ağzını bir sopa ile zorla açık tutup yiyecek ve içeceği ağzına döküyorlarmiş.”

Bu âyet-i kerimenin “Bana dönenlerin yoluna tabi ol.” kısmının nüzul sebebine gelince;

Bu âyet-i kerime Hz. Ebu Bekr hakkında nazil olmuştur. İbn Abbâs’tan ri­vayetle Atâ der ki: Ebu Bekr müslüman olduğunda Abdurrahman ibn Avf, Sa’d ibn Ebî Vakkâs, Saîd ibn Zeyd, Osman, Talha ve Zübeyr kendisine gelerek:

“Muhammed’e iman edip onu tasdik mi ettin?” diye sormuşlar. O da: “Evet.” deyince Rasûlullah (sa)’a gelerek onlar da iman edip O’nu tasdik etmişler ve işte bunun üzerine Allah Tealâ Sa’d ve arkadaşlarına: “Bana dönenlerin yoluna tabiol.” diye bu âyet-i kerimeyi indirmiştir.

Advertisements