12

١٢

اِنَّ اللّهَ يُدْخِلُ الَّذينَ امَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَالَّذينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَاْكُلُونَ كَمَا تَاْكُلُ الْاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ

(12) innellahe yüdhilül lezine amenu ve amilus salihati cennatin tecri min tahtihel enhar vellezine keferu yetemetteune ve ye’külune kema te’külül en’amü ven naru mesvel lehüm
Şüphesiz Allah koyacaktır iman edip salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetine kafirlerde zevklerine bakarlar ve onlar hayvanların yediği gibi yerler ve onların yeri ateştir

(12) Verily Allah will admit those who believe and do Righteous deeds, to Gardens Beneath which rivers flow while those who reject Allah will enjoy (this world) and eat as cattle eat and the Fire will be their abode.

1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. yudhilu : dahil eder, sokar, koyar
3. ellezîne : onlar
4. âmenû : Allah’a ulaşmayı dilediler, âmenû oldular
5. ve amilû es sâlihâti : ve salih ameller işlediler, nefs tezkiye edici ameller yaptılar, işlediler
6. cennâtin : cennetler
7. tecrî : akar
8. min tahti-ha : onun altından
9. el enhâru : nehirler
10. ve ellezîne : ve onlar
11. keferû : inkâr ettiler
12. yetemetteûne : metalanırlar, faydalanırlar
13. ve ye’kulûne : ve yerler
14. kemâ te’kulu : gibi yer
15. el en’âmu : hayvanlar
16. ve en nâru : ve ateş
17. mesven : yerleşme (ikâmet) yeri, mekân
18. lehum : onlar için

إِنَّ şüphesizاللَّهَ Allahيُدْخِلُ gidirirالَّذِينَ آمَنُوا iman edipوَعَمِلُوا işleyenleriالصَّالِحَاتِ salih amelجَنَّاتٍ cennetlereتَجْرِي akanمِنْ تَحْتِهَا altlarındanالْأَنْهَارُ nehirlerوَالَّذِينَ كَفَرُوا küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenler iseيَتَمَتَّعُونَ faydalanırlarوَيَأْكُلُونَ ve yerlerكَمَا gibiتَأْكُلُ yemesiالْأَنْعَامُhayvanlarınوَالنَّارُ ateşمَثْوًى bir konaklama yeridirلَهُمْ onlar için

Advertisements