31

٣١

يَا بَنى ادَمَ خُذُوا زينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفينَ

(31) ya beni ademe huzu zineteküm inde külli mescidiv ve külu veşrabu ve la tüsrifu innehu la yühibbül müsrifin
ey adem oğulları ziynetlerinizi takınız bütün mescitlerde yiyiniz ve içiniz israf edenlerden olmayın şüphesiz o, sevmez israf edenleri

(31) O Children of Adam Wear your beautiful apparel at every time and place of prayer: eat and drink: but wast not be excess, for Allah loveth not the wasters.

1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. huzû : alınız
3. zînete-kum : ziynetleriniz
4. inde : yanında
5. kulli : her
6. mescidin : namaz kılınan yer, mescid
7. kulû : yeyiniz
8. ve işrebû : ve içiniz
9. ve lâ tusrifû : ve israf etmeyin
10. inne-hu : muhakkak ki o
11. lâ yuhıbbu : sevmez
12. el musrifîne : israf edenleri

يَابَنِي ey oğullarıآدَمَ Ademخُذُوا alınزِينَتَكُمْ ziynetleriniziعِنْدَ yanındaكُلِّ herمَسْجِدٍ mescidوَكُلُوا yiyinizوَاشْرَبُوا içinizوَلَا تُسْرِفُوا fakat israf etmeyinizإِنَّهُ çünkü Oلَا يُحِبُّ sevmezالْمُسْرِفِينَ israf edenleri


SEBEB-İ NÜZUL

Müslim’in İbn Abbâs’tan rivayetle tahricinde o şöyle anlatıyor: (Cahiliye devrinde) kadın, Beytullah’ı çıplak olarak tavaf eder ve: “Kim bana tavafta giymem için ödünç bir elbise verir?” der, (Ahmes’lerden yani Kureyş ve anlaşmalılarından birisi bir elbise verirse) onu ut yeri üstüne koyar ve “Bugün bazısı veya tamamı görünmüş aldırmam. Ondan görüneni de helâl saymam.” anlamına gelen bir beyt söylerdi. İşte bunun üzerine “Ey âdemoğulları, her mescidin yanında zinetlerinizi alın…” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Bu nüzul sebebini biraz önce geçen “Onlar bir hayâsızlık yaptıkları zaman “Biz, atalarımızı da onun üzerinde bulduk. Allah da bize onu emretti.” dedi­ler…” âyet-i kerimesinin iniş sebebi olarak veren İbn Kesîr rivayeti zikrettikten sonra yaptığı değerlendirmeler arasında şöyle diyor: “Bununla birlikte yeni elbi­sesi olan o elbiseyi giyinmiş halde tavaf ederdi. Yeni elbise bulamıyan ya da Kureyşli birisinden ödünç bir elbise alamıyanlar da tamamen çıplak olarak tavaf ederlerdi. Yeni elbisesi olup da onu giyinmiş olarak tavaf edenler de tavafın akabinde o elbiseyi çıkarıp atar ve hiç kimse o elbiseyi alıp da sahiplenmez ve giymezdi. Çıplak olarak ka’be’yi tavafta genellikle erkekler gündüz, kadınlar ise gece tavaf ederlerdi.

İbn Abbâs anlatıyor: Cahiliye devrinde bazı bedeviler Beytullahı çıplak olarak tavaf ederlerdi. Hatta kadınları bile çıplak tavaf ederler; ancak alt tarafla­rına öyle merkep yüzündeki sineklerden oluşmuş küçücük leke gibi bir parça kumaş asar, tavaf sırasında bir yandan da “Bugün bazısı veya tamamı görünmüş aldırmam. Ondan görüneni de helâl saymam.” Anlamına gelen bir beyt söylerdi. İşte bu ve bunun gibiler hakkında Allah Tealâ Peygamberine “Ey Adem oğulla­rı, herbir mescidde zinetlerinizi alınız, süslerinizi takınınız…” âyet-i kerimesini indirdi.

Müslim tarafından yine İbn Abbâs’tan gelen bir rivayette de bu âyet-i ke­rime ile birlikte onu takip eden “De ki: Allah’ın insanlar için çıkardığı süsleri kim haram kılmış?…” âyet-i kerimesinin de bunun üzerine indiği belirtilmiştir. Bu farklı rivayetin Müslim’deki rivayette değil de Hâkim’in Müstedrek’indeki Ebu Davud et-Tayâlisî kanalıyla gelen rivayette oldu­ğu İbnu’l-Cevzî’nin Zâdu’l-Mesîr’inin dip notunda kaydedilip bu rivayetin sahîh, Buharı ve Müslim’in şartlarına uygun ve fakat onlar tarafından tahric edil­mediği de belirtilmiştir.

Ebu Seleme ibn Abdurrahman ve İbn Abbâs’dan gelen rivayette ise Cahiliye halkının, Mina’dan İnerken Mina Mescidi’ne ulaştıklarında, mensup oldukları din gereği üzerlerindeki iki elbiseyi (iç ve dış elbise) birden çıkardık­ları, çıplak olarak Ka’be’yi tavaf ettikleri ve işte onlar hakkında bu âyet-i kerimenin nazil olduğu” kaydedilmektedir.

Bu davranışlarının altında “Dünya işleri ile kirlettikleri, veya herhangi bir şekilde kirlenmiş olan elbiselerle Beytullah’ı tavaf etmeme” veya “Bu hacdan önce işlediğimiz günahlardan bu haccımızla işte bu elbiseleri çıkarıp soyundu­ğumuz gibi soyutlanıp kurtulacağız” düşüncesinin yattığı bazı tefsirlerde zikredilmektedir ki neticede bu düşünce ve davranışları temizlikte ifrata düşmekten, tekellüften, dini kendilerine zorlaştırmaktan veya bir tefâülden başka bir şey değildir.

Kelbî’den rivayette ise bu âyet-i kerimenin nüzul sebebi biraz daha farklı. Buna göre cahiliye halkı olan müşriklerin Hacc ve Ka’be’yi ta’zim gayesiyle hacc esnasında ancak ölmiyecek kadar yemek yediklerini, hacc günlerinde iç yağı yemediklerini gören müslümanların “Biz hacca ta’zime onlardan daha lâyıkız.” Yani biz de böyle yapalım, demeleri üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuştur. Fahreddin Râzî bu haberi İbn Abbâs’tan naklen zikretmiştir

Advertisements