7

٧

وَاِذَا تُتْلى عَلَيْهِ ايَاتُنَا وَلّى مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَاَنَّ فى اُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَليمٍ

(7) ve iza tütla aleyhi ayatüna vella müstekbiran ke el lem yesma’ha keenne fi üzüneyhi vakra fe beşşirhü bi azabin elim
Okunduğu zaman ona ayetlerimiz sanki onu işitmemiş gibi kibirlenerek döner sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sen onları müjdele acıklı bir azap ile

(7) When Our Signs are rehearsed to such a one, he turns away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.

1. ve izâ tutlâ : ve okunduğu zaman
2. aleyhi : onlara
3. âyâtu-nâ : âyetlerimiz
4. vellâ : döndü (dönüp gitti)
5. mustekbiren : kibirlenerek
6. ke : gibi
7. en : olmak
8. lem yesma’-hâ : onu işitmedi (işitmiyor)
9. ke enne : sanki, gibi
10. : içinde
11. uzuney-hi : onun iki kulağı
12. vakran : vakra, işitme engel
13. fe : artık, böylece, öyleyse
14. beşşir-hu : onu müjdele
15. bi : ile
16. azâbin : azap
17. elîmin : elîm

Advertisements