18

١٨

وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّ اللّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

(18) ve la tüsa’ir haddeke lin nasi ve la temşi fil erdi meraha innellahe la yühibbü külle muhtalin fehur
İnsanlardan (kibirlenerek) yanağını çevirme, yeryüzünde çalım satarak yürüme şüphesiz Allah sevmez her kendini beğenmiş ve çok övüleni

(18) And swell not thy cheek (for pride) at men nor walk in insolence through the earth for Allah loveth not any arrogant boaster.

1. ve lâ tusa’ir : ve çevirme
2. hadde-ke : yanağını
3. li en nâsi : insanlara
4. ve lâ temşi : ve yürüme
5. fî el ardı : arzda, yeryüzünde
6. merahan : böbürlenerek
7. inne allâhe : muhakkak ki Allah
8. lâ yuhıbbu : sevmez
9. kulle : hepsini, her
10. muhtâlin : çalımla yürüyen
11. fehûrin : övünen, kendini metheden

Advertisements