5

٥

وَقَالُوا قُلُوبُنَا فى اَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَا اِلَيْهِ وَفى اذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ اِنَّنَا عَامِلُونَ

(5) ve kalu kulubüna fi ekinnetim mimma ted’una ileyhi ve fi azanina vakruv ve mim beynina ve beynike hicabün fa’mel innena amilun
Dediler kalplerimiz senin davet ettiğin o şeyden örtüler içindedir kulaklarımızda da ağırlık var bizimle senin aranda bir hicap (var) o halde sen yap çünkü biz de yapıyoruz

(5) They say: Our hearts are under veils, (concealed) from that to which thou dost invite us, and in our ears is a deafness, and between us and thee is a screen: so do thou (what thou wilt) for us, we shall do (what we will!)

1. ve kâlû : ve dediler
2. kulûbu-nâ : bizim kalplerimiz
3. : de var
4. ekinnetin : ekinnet, idrak etmeyi önleyen sistem
5. mimmâ (min mâ) : o şeyden
6. ted’û-nâ : bizi davet ediyorsun
7. ileyhi : ona
8. ve : ve
9. : da var
10. âzâni-nâ : bizim kulaklarımız
11. vakrun : vakra, işitmeyi önleyen sistem
12. ve min : ve den
13. beyni-nâ ve beyni-ke : seninle bizim aramızda
14. hicâbun : bir perde
15. fa’mel (fe ı’mel) : artık yap
16. inne-nâ : muhakkak ki biz
17. âmilûne : yapanlarız, yapacak olanlarız


SEBEB-İ NÜZUL
Bu sözleri söyleyenler Ebu Cehl ile beraberindeki bir grup Kureyşli müş­riktir. Ebu Sehl ibnu’s-Seriyy’in Abdu’l-Kuddûs kanalıyla Hz. Ömer’den riva­yetine göre Kureyşliler Hz. Peygamber (sa)’e gelmişler. Efendimiz onlara: “Sizi müslüman olmaktan alıkoyan nedir? Halbuki müslüman olsanız bütün Arapla­rın efendileri olacaksınız.” buyurdu. Onlar: “Ey Muhammed, senin söyledikle­rini duymuyoruz da anlamıyoruz da. Kalblerimiz üzerinde bir kılıf var.” dediler. Ebu Cehl de bir elbise alıp bunu kendisiyla Hz. Peygamber arasına gerdi ve: “Ey Muhammed, kalblerimiz senin çağırdığına karşı bir kın içinde (kalblerimiz örtülü)kulaklarımızda bir ağırlık var ve seninle aramızda bir örtü bulunmakta.” dedi. Ertesi gün olduğunda ise onlardan yetmiş kişi Hz. Peygamber (sa)’e geldi­ler ve: “Ey Muhammed, bize İslâm’ı arzet.” dediler. Hz. Peygamber (sa)’in kendilerine İslâm’ı arzetmesiyle de sonuncularına varıncaya kadar müslüman oldular. Allah’ın Rasûlü (sa) tebessüm buyurdular ve: “Allah’a hamdolsun; dün kalbleriniz üzerinde örtü olduğunu, benim sizi çağırdığım şeye karşı kalblerinizin örtülü ve kulaklarınızda da ağırlık olduğunu zannediyordunuz. Bugün ise gelip müslüman oldunuz.” buyurdular. Onlar da: “Ey Allah’ın elçisi, Allah’a yemin olsun ki dün sana yalan söylemiştik. Eğer gerçekten öyle olsaydı bugün iman edemezdik. Elbette Allah doğru söylemiştir, kulları ise yalan söylemişlerdir. Elbette O Gafurdur, bizler ise O’na muhtacız.” dediler ve işte onların birinci gün söylediklerinin hikâyesi olarak bu âyet-i kerime nazil oldu