116

١١٦

وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ اَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هذَا حَلَالٌ وَهذَا حَرَامٌ لِتَفْتَرُوا عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ اِنَّ الَّذينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ لَايُفْلِحُونَ

(116) ve la tekulu lima tesifü elsinetükümül kezibe haza halalüv ve haza haramül li tefteru alellahil kezib innellezine yefterune alellahil kezibe la yüflihun
vasıflandırdığı şeyleri söylemeyiniz dilinizini yalan olarak bu helal bu haram (diye) iftira etmiş olursunuz Allah’ın üzerine yalan yere şüphesiz Allah’a yalan yere iftira atanlar asla felah bulmazlar

(116) But say not for any false thing that your tongues may put forth, this is lawful, and this is forbidden, so as to ascribe false things to Allah. For those who ascribe false things to Allah, will never prosper.

1. ve lâ tekûlû : ve söylemeyin
2. limâ : şey sebebiyle, ile
3. tesıfu
(vasefe)
: vasıflandırır
: (vasıflandırdı, nitelendirdi)
4. elsinetu-kum : sizin diliniz
5. el kezibe : yalan
6. hâzâ : bu
7. halâlun : helâl
8. ve hâzâ : ve bu
9. harâmun : haram
10. li tefterû : iftira etmeniz için
11. alâllâh (alâ allâhi) : Allah’a
12. el kezibe : yalan
13. inne ellezîne : muhakkak o kimseler
14. yefterûne : iftira ediyorlar
15. alâllâh (alâ allâhi) : Allah’a
16. el kezibe : yalan
17. lâ yuflihûne : felâha, kurtuluşa ermezler (eremezler)