28

٢٨

بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوالَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

(28) bel bedalehüm ma kanu yuhfune min kabl ve lev ruddu le adu lima nühu anhü ve innehüm le kazibun

hayır daha önce gizledikleri şeyler açığa çıktı velev geri çevrilselerdi men ettikleri kötülüğe tekrar dönerlerdi şüphesiz onlar yalancıdır

(28) Yea, in their own (eyes) will become manifest what before they concealed. But if they were returned, they would certainly relapse to the things they were forbidden, for they are indeed liars.

1. bel : hayır
2. bedâ lehum : onlara açıklandı
3. mâ kânû : oldukları şey
4. yuhfûne : gizliyorlar
5. min kablu : daha önceden
6. ve lev ruddû : ve şâyet reddedilseler, geri döndürülseler
7. le âdû : mutlaka geri dönerler
8. li mâ : şeye
9. nuhû : nehyedildiler, yasaklandılar
10. an-hu : ondan
11. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
12. le kâzibûne : elbette, gerçekten yalancılar

بَلْ hayırبَدَا لَهُمْ karşılarına çıktıمَا كَانُوا يُخْفُونَ gizledikleriمِنْ قَبْلُ öncedenوَلَوْ رُدُّوا geri döndürülseler bileلَعَادُوا yine döneceklerdirلِمَا نُهُواyasaklanan şeylereعَنْهُ kendilerineوَإِنَّهُمْ çünkü onlarلَكَاذِبُونَ muhakkak ki yalancılardır

Advertisements