103

١٠٣

مَا جَعَلَ اللّهُ مِنْ بَحيرَةٍ وَلَا سَاءِبَةٍ وَلَا وَصيلَةٍ وَلَا حَامٍ وَلكِنَّ الَّذينَ كَفَرُوا يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ وَاَكْثَرُهُمْ لَايَعْقِلُونَ

(103) ma cealellahü mim behiyrativ ve la saibetiv ve la vesiyletiv ve la hamiv ve lakinnellezine keferu yefterune alellahil kezib ve ekseruhüm la ya’kilun

Allah kılmamıştır sağılmayan kulağı yarık deveyi üzerine binilmeyen deveyi ikiz doğan erkek dişi kuzular devenin onuncu batınından doğan erkek deveyi lakin küfredenler Allah’a yalan iftirada bulunuyordu çoklarının akılları ermez

(103) It was not Allah who instituted (superstitions like those of) a slit ear she camel, or a she camel let loose for free pasture, or idol sacrifice for free pasture, or idol sacrifice for twin births in animals, or stallion camels freed from work it is blasphemers who invent a lie against Allah but most of them lack wisdom.

1. mâ ceale : kılmadı, yapmadı
2. allâhu : Allâh (cc.)
3. min : …’den
4. bahîretin : putlar için ayırılan ve kulağı yarılan deve
5. ve lâ : ve değil (olumsuz mâna verir), olmadı
6. sâibetin : putlar için ayrılan ve otlaması için serbest bırakılan hayvan
7. ve lâ : ve değil (olumsuz mâna verir), olmadı
8. vasîletin : erkek ve dişi olarak doğan davarların dişisi
9. ve lâ : ve değil (olumsuz mâna verir), olmadı
10. hâmin : üzerine binilmesi yasak olan ve tüyleri kesilmeyen erkek deve
11. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
12. ellezîne keferû : kâfirler, inkar edenler
13. yefterûne : iftira ediyorlar
14. alâ allâhi : Allâh’a (cc.) karşı
15. el kezibe : yalan
16. ve ekseru-hum : ve onların çoğu
17. lâ ya’kılûne : akletmezler, akıllarını kullanmazlar

مَا جَعَلَ diye bir şey belirlememiştirاللَّهُ Allahمِنْ بَحِيرَةٍ bahireوَلَا سَائِبَةٍ saibeوَلَا وَصِيلَةٍ vasileوَلَا حَامٍ hamوَلَكِنَّ halbukiالَّذِينَ كَفَرُواküfürlerinde bilinçli olarak ısrar eden kimselerيَفْتَرُونَ iftira ediyorlarعَلَى اللَّهِ Allah’aالْكَذِبَ yalan söyleyerekوَأَكْثَرُهُمْ çünkü onların pek çoğununلَا يَعْقِلُونَ aklı ermez

SEBEB-İ NÜZUL

İbn İshâk der ki: Muhammed ibn İbrahim kanalıyla Ebu Hureyre’den riva­yete göre o, Allah’ın Rasûlü (sa)’nü Eksem ibn Cevn el-Huzâî’ye şöyle buyu­rurken işitmiş: Ey Eksem, Amr ibn Luhayy ibn Kamea ibn Handef i cehennem­de bağırsaklarını çeker, sürürken gördüm. Ona senden daha çok benzeyen, sana ondan daha çok benzeyen başka birini görmedim.” Eksem: “Ey Allah’ın elçisi, benim ona, onun bana benzemesi bana sakın bir zarar vermesin.” dedi de Allah’ın Rasûlü (sa): “Hayır, sen mü’minsin, o kâfir idi. İsmail’in dinini ilk değiş­tiren, putları ilk diken, bahîra’yı, sâibe’yi ve hâmî’yi ilk koyan ve meşru kılan odur.” buyurdular.

İbn Hişâm der ki: Bize bazı ilim erbabı şöyle naklettiler: Amr ibn Luhayy bazı işleri için Mekke’den Şam’a çıkmıştı. el-Balkâ’ topraklarında Meâb’a ge­lince ki o zamanda orada Imlâk’ın oğulları olan Amâlika vardı ora halkının putlara taptıklarını gördü. “Tapınmakta olduğunuz bu putlar da ne?” diye sordu. Onlar: “Biz bu putlara taparız; onlardan yağmur isteriz bize yağmur yağdırırlar, onlardan zafer isteriz bizi zafere ulaştırırlar.” dediler. “Bana onlardan birini ve­rir misiniz?Alıp Arap topraklarına götürsem de onlar da ona tapınsalar.” dedi, ona Hübel denilen bir put verdiler, Mekke’ye getirip dikti ve insanlara, ona ta­pınmalarını, saygı göstermelerini emretti

Advertisements