9

٩

وَقَالَتِ امْرَاَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍ لى وَلَكَ لَاتَقْتُلُوهُ عَسى اَنْ يَنْفَعَنَا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَهُمْ لَايَشْعُرُونَ

(9) ve kaletimraetü fir’avne kurratü aynil li ve lek la taktüluhü asa ey yenfeana ev nettehizehu veledev ve hüm la yeş’urun
Firavun’un karısı dedi göz aydınlığı olur (bu çocuk) benim ve senin için onu öldürmeyin belki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz onlar (bunun) şuurunda değillerdi

(9) The wife of Pharaoh said: (Here is) a joy of the eye, for me and for thee: slay him not. It may be that he will be of use to us, or we may adopt him as a soon. And they were doing!

1. ve kâletimraetu (kâlet imraetu) : ve hanımı dedi
2. fir’avne : firavun
3. kurretu aynın : (sevinç) göz aydınlığı
4. : bana
5. ve leke : ve sana
6. lâ taktulû-hu : onu öldürmeyin
7. asâ : umulur ki, belki
8. en yenfea-nâ : bize faydası olur
9. ev : veya
10. nettehıze-hu : onu ediniriz
11. veleden : evlât
12. ve hum : ve onlar
13. lâ yeş’urûne : farkında değiller

Advertisements