101

١٠١

بَديعُ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ اَنّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَليمٌ

(101) bedius semavati vel ard enna yekunü lehu veledüv ve lem tekül lehu sahibeh ve haleka külle şey’ ve hüve bi külli şey’in alim

gökleri ve yeri yaratandır o’nun nasıl çocuğu olabilir o’nun eşi de yoktur her şeyi yaratmıştır o her şeyi (hakkı) ile bilendir

(101) To him is due the primal origin of the heavens and the earth: how can he have a son when he hath no consort? he created all things, and he hath full knowledge of all things.

1. bedîu : örneği olmaksızın yoktan yaratan
2. es semâvâti : semâlar, gökler
3. ve el ard : ve arz, yeryüzü
4. ennâ : nasıl
5. yekûnu : olur
6. lehu : onun
7. veledun : çocuk
8. ve lem tekun : ve olmamıştır
9. lehu : onun
10. sâhıbetun : zevce, hanım, eş
11. ve halaka : ve yarattı
12. kulle şey’in : herşeyi
13. ve huve bikulli şey’in : ve O herşeyi
14. alîmun : en iyi bilendir

بَدِيعُ örneksiz olarak yaratan O’durالسَّمَاوَاتِ gökleriوَالْأَرْضِ ve yeriأَنَّى nasılيَكُونُ olabilirلَهُ وَلَدٌ çocuğuوَلَمْ تَكُنْ yokkenلَهُ O’nunصَاحِبَةٌ bir eşiوَخَلَقَ yaratan O’durكُلَّ herشَيْءٍ şeyiوَهُوَ şüphesiz Oبِكُلِّ herشَيْءٍ şeyiعَلِيمٌ hakkıyla bilendir

Advertisements