98

٩٨

قَالَ هذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبّى فَاِذَا جَاءَ وَعْدُ رَبّى جَعَلَهُ دَكَّاءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبّى حَقًّا

(98) kale haza rahmetüm mir rabbi fe iza cae va’dü rabbi cealehu dekka’ ve kane va’dü rabbi hakka

bu dedi Rabbimden bir rahmettir Rabbimin (yok etme) sözü geldiği zaman onu dümdüz edecektir Rabbimin sözü haktır ve gerçekleşir

(98) He said: this is a mercy from my Lord: but when the promise of my Lord comes to pass, he will make it into dust and the promise of my Lord is true.

1. kâle : dedi
2. hâzâ : bu
3. rahmetun : rahmet
4. min rabbî : Rabbimden
5. fe : öyleyse, o zaman, ama
6. izâ câe : geldiği zaman
7. va’du rabbî : Rabbimin vaadi
8. ceale-hu : onu kılar, yapar
9. dekkâe : kırıp ufaladı, yerle bir etti
10. ve kâne : ve oldu
11. va’du rabbî : Rabbimin vaadi
12. hakkan : hak