49

٤٩

وَتَرَى الْمُجْرِمينَ يَوْمَءِذٍ مُقَرَّنينَ فِى الْاَصْفَادِ

(49) ve teral mücrimine yevmeizim mükarranine fil asfad

mücrimleri görürsün o gün birbirlerine bağlanıp kelepçelenmişlerdir

(49) And thou wilt see the sinners that day bound together in fetters

1. ve tere : ve sen görürsün
2. el mucrimîne : mücrimler, suçlular
3. yevme izin : izin günü
4. mukarrenîne : birbirine bağlanmış olanlar
5. : içinde
6. el asfâdi
(el safedu)
: bukağı, kelepçeler, zincir
: (kelepçe)

Advertisements