12

١٢

وَلَقَدْ اتَيْنَا لُقْمنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّهَ غَنِىٌّ حَميدٌ

(12) ve le kad ateyna lukmanel hikmete enişkür lillah ve mey yeşkür fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe innellahe ğaniyyün hamid
Yemin olsun biz verdik lokman’a hikmet “Allah’a şükür et!” diye kim şükür ederse ancak kendi nefsi için şükür eder kim de nankörlük ederse Allah gani’dir, övülmeye layıktır

(12) We bestowed (in the past) Wisdom on Luqman: Show (thy) gratitude to Allah. Any who is (so) grateful does so to profit of his own soul: but if any is ungrateful, verily Allah is free of all wants, worthy of all praise.

1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. lukmân : Lugman
4. el hikmete : hikmet
5. en uşkur : şükretsin
6. li allâhi : Allah’a
7. ve men : ve kim
8. yeşkur : şükreder
9. fe : artık
10. innemâ : sadece
11. yeşkuru : şükreder
12. li nefsi-hi : kendi nefsi için
13. ve men : ve kim
14. kefere : inkâr eder, nankörlük eder
15. fe : o zaman, o taktirde
16. inne allâhe : muhakkak ki Allah
17. ganiyyun : gani, muhtaç olmayan
18. hamîdun : hamdedilen

Advertisements