18

١٨

وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِى الْاَرْضِ وَاِنَّا عَلى ذَهَابٍ بِه لَقَادِرُونَ

(18) ve enzelna mines semai maem bi kaderin fe eskennahü fil erdi ve inna ala zehabim bihi le kadirun
semadan indirdik ölçü miktarı su o suyu bazı mekanlarda yerleştirdik şüphesiz biz onu gidermeye de kadiriz

(18) And We send down water from the sky according to (due) measure, and We cause it to soak in the soil and We certainly are able to drain it off (with ease).

1. ve enzel-nâ : ve biz indirdik
2. min es semâi : semadan
3. mâen : su
4. bi kaderin : kader ile, takdir edilmiş miktarda, bir ölçü ile
5. fe : böylece
6. eskennâ-hu : onu iskân ettik, yerleştirdik, durdurduk
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. ve in-nâ : ve muhakkak biz
9. alâ : …e
10. zehâbin : giderme
11. bi-hi : onu
12. le : mutlaka, elbette
13. kâdirûne : kaadir olanlar, muktedir olanlar, gücü yetenler