151

١٥١

كَمَا اَرْسَلْنَا فيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ ايَاتِنَا وَيُزَكّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَالَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

(151) kema erselna fiküm rasulem minküm yetlu aleyküm ayatina ve yüzekkiküm ve yüallimükümül kitabev vel hikmete ve yüallimüküm ma lem tekunu ta’lemun

Nitekim içinizden gönderdik sizden bir Resulü o size ayetlerimizi okuyor ve sizleri temizliyor ve size kitabı öğretiyor ve hikmeti ve size öğretiyor bilmediğiniz şeyleri

(151) A similar (favour have ye already received) in that We have sent among you a Messenger of your own, rehearsing to you Our Signs and purifying you, and instructing you in Scripture and Wisdom, and in new Knowledge.

1. kemâ : gibi, olduğu gibi, öyle ki, nitekim
2. ersel-nâ : biz gönderdik
3. fî-kum : sizin içinizde
4. resûlen : bir resûl, elçi
5. min-kum : sizden
6. yetlû : okur
7. aleykum : size
8. âyâti-nâ : bizim âyetlerimiz
9. ve yuzekkî-kum : ve sizi tezkiye eder
10. ve yuallimu-kum : ve size öğretir
11. el kitâbe : kitabı
12. ve el hikmete : ve hikmeti
13. ve yuallimu-kum : ve size öğretir
14. : şeyler
15. lem tekûnû ta’lemûne : sizin bilmediğiniz

كَمَاgibiأَرْسَلْنَاgönderdiğimizفِيكُمْve içinizde bulunanرَسُولًاrasulüمِنْكُمْsizden olan يَتْلُوokuyorعَلَيْكُمْsizeآيَاتِنَاayetlerimiziوَيُزَكِّيكُمْsizi arındırıyor وَيُعَلِّمُكُمْsize öğretiyor الْكِتَابَkitapوَالْحِكْمَةَile hikmetiوَيُعَلِّمُكُمْöğretiyorمَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَbilmediğiniz şeyleri

Advertisements