65

٦٥

قُلْ لَايَعْلَمُ مَنْ فِى السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّهُ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ

(65) kul la ya’lemü men fis semavati vel erdil ğaybe illellah ve ma yeş’urune eyyane yüb’asun
Kimse bilemez semanın ve arzın gaybını Allah’tan başka onlar şuurunda da değildirler ne zaman dirileceklerinin

(65) Say: None in the heavens or on earth, except Allah, knows what is hidden: nor can they perceive when they shall be raised up (for Judgment).

1. kul : de, söyle
2. lâ ya’lemu : bilmez (bilemez)
3. men : kim, kimse
4. fî es semâvâti : semalarda, göklerde
5. ve el ardı : ve yeryüzü
6. el gaybe : gayb, bilinmeyen
7. illâ allâhu : ancak Allah, Allah’tan başkası
8. ve mâ yeş’urûne : ve şuurunda olmazlar, farkına varmazlar, bilincinde
9. eyyâne : ne zaman
10. yub’asûne : beas edilecekler, yeniden diriltilecekler

Advertisements