9

    RevelationCuzPageSurah
    84 21404Rum(30)

٩

اَوَلَمْ يَسيرُوا فِى الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَانُوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

(9) e ve lem yesiru fil ardi fe yenzuru keyfe kane akibetül lezine min kablihim kanu eşedde minhüm kuvvetev ve esarul erda ve ameruha eksera mimma ameruha ve caethüm rusülühüm bil beyyinat fema kanellahü li yazlimehüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
Gezip bir bakmadılar mı? onlar yeryüzüne bakmadılar mı? akıbeti nice olmuş kendilerinden öncekilerin daha şiddetli idiler kuvvetçe kendilerinden ve arzın (üzerinde) eserlerini (aktarmışlar) onu imar etmişlerdi bunların imarından daha çok onlara gelmişti resullerimiz açık delillerle Allah onlara zulüm etmiyordu lâkin onlar kendilerine zulüm ediyorlardı

(9) Do they not travel through the earth, and see what was the End of those before them? They were superior to them in strength: they tilled the soil and populated it in greater numbers than these have done: there came to them their Messengers with Clear (Signs). (Which they rejected, to their own destruction): it was not Allah who wronged them, but they wronged their own souls.

1. e : mı
2. ve : ve
3. lem yesîrû : dolaşmıyorlar
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. fe : artık
6. yenzurû : baksınlar
7. keyfe : nasıl
8. kâne : oldu
9. âkıbetu : akıbet, sonuç
10. ellezîne : onlar
11. min kabli-him : onlardan önce
12. kânû : oldular
13. eşedde : daha kuvvetli, daha güçlü
14. min-hum : onlardan
15. kuvveten : kuvvet bakımından
16. ve esârû : ve alt üst ettiler
17. el arda : arz, yer, toprak
18. ve amerû-hâ : ve onu imar ettiler
19. eksera : daha çok
20. mimmâ (min mâ) : onlardan, şeyden
21. amerû-hâ : onu imar ettiler
22. ve câet-hum : ve onlara geldi
23. rusulu-hum : onların resûlleri
24. bi : ile
25. el beyyinâti : beyyineler, ispat vasıtaları, deliller
26. fe : artık, o taktirde
27. mâ kâne : olmadı
28. allâhu : Allah
29. li : için
30. yazlime-hum : onlara zulmediyor
31. ve lâkin : ve lâkin, fakat
32. kânû : oldular
33. enfuse-hum : kendi nefsleri
34. yazlimûne : zulmediyorlar