43

٤٣

فَلَوْلَا اِذْ جَاءَهُمْ بَاْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلكِنْ قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

(43) fe lev la iz caehüm be’süna tedarrau ve lakin kaset kulubühüm ve zeyyene lehümüş şeytanü ma kanu ya’melun

velev onlara o darlık geldiği zaman yakarıp niyaz etselerdi lakin onların kalpleri katılaşmış onlara süslü göstermişti şeytanda amellerini

(43) When the suffering reached them from us, why then did they not learn humility? on the contrary their hearts become hardened, and Satan made their (sinful) acts seem alluring to them.

1. fe lev lâ : böylece olmaz mıydı
2. iz câe-hum : onlara geldiği zaman
3. be’su-nâ : azâbımız, darlığımız, sıkıntımız
4. tedarraû : yalvarıp yakarırsınız
5. ve lâkin : ve lâkin, fakat
6. kaset : katılaştı, kasiyet bağladı
7. kulûbu-hum : onların kalpleri
8. ve zeyyene : ve süsledi, güzel gösterdi
9. lehum : onlara
10. eş şeytânu : şeytan
11. mâ kânû : oldukları şey
12. ya’melûne : yapıyorlar

فَلَوْلَا إِذْ جَاءَهُمْ onlara geldiği zamanبَأْسُنَا azabımızتَضَرَّعُوا yalvarsalardı yaوَلَكِنْ fakatقَسَتْkatılaştıقُلُوبُهُمْ onların kalpleriوَزَيَّنَ ve süslü gösterdiلَهُمْ onlaraالشَّيْطَانُ şeytanمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ yaptıklarını

Advertisements