17

١٧

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحينَ

(17) inna belevnahum kema belevna ashabelcenneti iz aksemu leyasri munneha musbihine
Gerçekten biz onları imtihan ettik imtihan ettiğimiz gibi bahçe sahiplerini o zaman yemin etmişlerdi onlar (meyveleri) mutlaka devşireceklerine sabah olunca

(17) Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning,

1. innâ : muhakkak ki biz
2. belevnâ-hum : onları belâya uğrattık
3. kemâ : gibi
4. belevnâ : belâya uğrattık
5. ashâbe : sahipler
6. el cenneti : bahçe, bostan
7. iz : olduğu zaman, olmuştu
8. aksemû : kasem ettiler, yeminleştiler
9. le : mutlaka
10. yasrimu-enne-hâ : onu mutlaka devşirecekler, mahsulü toplayacaklar
11. musbihîne : sabah vakti, sabah erken

إِنَّاgerçek şu ki bizبَلَوْنَاهُمْbunları da sınadıkكَمَا gibiبَلَوْنَا sınadığımızأَصْحَابَsahipleriniالْجَنَّةِbahçeإِذْ haniأَقْسَمُواyemin etmişlerdiلَيَصْرِمُنَّهَاonu mutlaka devşireceklerine dairمُصْبِحِينَsabah vakti


SEBEB-İ NÜZUL
İbn Ebî Hatim’in İbn Cüreyc’den rivayetine göre Bedr Gazvesi günü Ebu Cehl: “Onları yakalayıp iplerle bağlayın ve kimseyi öldürmeyin.” demiş de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuş