35

٣٥

اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرنَ رَبِّ اِنّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فى بَطْنى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنّى اِنَّكَ اَنْتَ السَّميعُ الْعَليمُ

(35) iz kaletimraetü imrane rabbi inni nezertü leke ma fi batni muharranan fe tekabbel minni inneke entes semiul alim

O zaman İmran’ın karısı dedi ey Rabbim ben sana nezir ettim karnımda bulunanı (sana) tahsis ettim bunu benden kabul et şüphesiz sen İşiten, Bilensin

(35) Behold a woman of Imran said: O my Lord I do dedicate unto thee what is in my womb for thy special service: so accept this of me: for thou hearest and knowest all things.

1. iz kâlet : demişti
2. imraetu ımrâne : İmrân’ın kadını
3. rabbi : Rabbim
4. in-nî : muhakkak ki ben
5. nezertu leke : senin için adadım
6. mâ fî batnî : karnımda olanı
7. muharraran : hür olarak
8. fe tekabbel min-nî : artık benden kabul et
9. inne-ke : muhakkak ki sen
10. ente es semîu el alîmu : sen en iyi işiten, en iyi bilensin

Advertisements