113

١١٣

قَالُوا نُريدُ اَنْ نَاْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَءِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ اَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ الشَّاهِدينَ

(113) kalu nüridü en ne’küle minha ve tatmeinne kulubüna ve na’leme en kad sadaktena ve nekune aleyha mineş şahidin

dediler istiyoruz ki ondan yiyelim kalplerimiz itminan olsun ve bize doğru söylediğini bilelim onun üzerine şahitlerden olalım

(113) They said: “We only wish to eat thereof and satisfy our hearts, and to know that thou hast indeed told us the truth and that we ourselves may be witnesses to the miracle.”

1. kâlû nurîdu : istiyoruz, arzu ediyoruz dediler
2. en ne’kule min-hâ : ondan yemek yemek
3. ve tetmainne : ve tatmin olması – sükûnet bulması
4. kulûbu-nâ : kalplerimiz
5. ve na’leme : ve bilmemiz
6. en kad sadakte-nâ : senin bize sadık olduğunu (doğru söylemiş olduğunu)
7. ve nekûne : ve olalım
8. aleyhâ : onun üzerine
9. min eş şâhidîne : şâhidlerden

قَالُوا dediler kiنُرِيدُ biz istiyoruz kiأَنْ نَأْكُلَ yiyelim deمِنْهَا ondanوَتَطْمَئِنَّ yatışsınقُلُوبُنَا kalplerimizوَنَعْلَمَ bilelimأَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا senin gerçekten bize doğru söylediğiniوَنَكُونَ hem de olalımعَلَيْهَا onaمِنْ الشَّاهِدِينَ şahitlik edenlerden

Advertisements