111

١١١

وَاِذْ اَوْحَيْتُ اِلَى الْحَوَارِيّنَ اَنْ امِنُوا بى وَبِرَسُولى قَالُوا امَنَّا وَاشْهَدْ بِاَنَّنَا مُسْلِمُونَ

(111) ve iz evhaytü ilel havariyyine en aminu bi ve bi rasuli kalu amenna veşhed bi ennena müslimun

o zaman havarilere vahiy etmiştim iman edin bana ve resulüme demişlerdi iman ettik şahit ol ki biz gerçek müslümanlarız

(111) “And behold! I inspired the Disciples to have Faith in Me and Mine Messenger they said, We have Faith, and do thou bear witness that we bow to Allah as Muslims’.”

1. ve iz evhaytu : ve vahyettiğim zaman
2. ilâ el havâriyyîne : havârilere
3. en âminû bî : bana iman etmelerini
4. ve bi resûlî : ve Resûl’üme
5. kâlû : dediler
6. âmennâ : biz iman ettik, âmenû olduk, Allâh’a teslim olmayı, ulaşmayı diledik
7. veşhed (ve işhed) : ve şahid ol
8. bi enne-nâ : bizim… olduğumuza
9. muslimûne : müslümanlar, Allâh’a (cc.) teslim olanlar

وَإِذْ أَوْحَيْتُ hani vahyetmiştim deإِلَى الْحَوَارِيِّينَ havarilereأَنْ diyeآمِنُوا iman edinبِي banaوَبِرَسُولِي ve Rasul’ümeقَالُوا onlar demişlerdiآمَنَّا iman ettikوَاشْهَدْ sen de şahit olبِأَنَّنَا gerçekten olduğumuzaمُسْلِمُونَmüslümanlar


AÇIKLAMA

Ayet-i kerimeler, Yüce Allah’ın yalnızca kendi iradesiyle Hz. İsa’ya lütfet­tiği harikulade ve göz kamaştırıcı mucize ve nimetleri hatırlatmaktadır.

Hatırla ey İsa, seni babasız bir anneden yaratarak benim her şeyi kema­liyle kadir olduğuma kesin bir delil ve belge kılmak şeklinde sana verdiğim ni­metimi!

Ve yine hatırla, seni, zalimlerin ve cahillerin kendisine yaptıkları ahlâk­sızlık iftirasından uzak olduğuna dair bir delil kılmak suretiyle annene olan ni­metimi! Çünkü ben seni beşikte iken konuşturmuş, sen de annenin suçsuzlu­ğuna, temizliğine tanıklık etmiştin.

Ve seni Ruhu’l-Kudüs ile desteklemiştim Sahih görüşe göre o Cebrail (a.s.)’dir. Ve seni küçüklüğünde de büyüklüğünde de Allah’ın yoluna çağıran bir peygamber kılmıştım.

“Beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.” Yani küçüklü­ğünde de büyüklüğünde de insanları Allah’ın yoluna çağırıyordun. Anneni za­limlerin itham ettikleri her türlü kusur ve ithamdan temize çıkarıyordun: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum, bana Kitab’ı verdi, beni peygamber kıldı, beni mübarek kıldı.” (Meryem, 19/30-31).

“Hani sana kitabı ve hikmeti… öğretmişti.” Yani yazı yazmayı ve kavrayışı öğretti. Kitapları okuyor, senin için onlarda bulunan din ve dünyada faydalı olacak bilgileri kavrıyordun. Hikmet, nazarî ve amelî bütün bilgileri kapsar. Ben sana ayrıca (Allah’ın kelimi Musa b. İmrân’a indirilmiş bulunan) Tevrat’ı ve İncil’i (ki bunlar benim sana vahyettiğim öğüt ve hikmetlerdir) öğretmiştim. Bunlardan sonra bu iki kitabın anılması onların şereflerine dikkat çekmek ve onları tazim etmek içindir.

Hani sen çamurdan, uçan bir kuş suretinde şekiller yapıyordun. Bu hu­susta ben sana izin vermiştim ve bunları sen iradenle yapıyordun. Sonra sen şekillendirdiğin bu suretlere üflüyordun ve bunlar benim iznim ile bir kuş olu­yordu. Bu tabiî ki Yüce Allah’ın izni ve yaratması ile uçan bir kuş oluyordu. Sen Allah’ın takdir ettiğini yapıyor ve O’nun takdir ettiği şekilde üflüyordun, onu kuşa dönüştüren ise Allah’tı. Bu iş kayıtsız şartsız değildi; ancak Allah’ın ira­desiyle gerçekleşen sayılı hallerde oluyordu.

Ayrıca sen anadan doğma kör olanı (el-ekmeh’i) iyileştiriyordun. Bir çeşit deri hastalığı olan baras hastalığına yakalanmışa da şifa veriyordun, ölüleri di­riltiyordun. Bütün bunlar ise benim iznim ve emrim ile oluyordu. Sen ölüleri kabirlerinden çağırıyor, onlar da Allah’ın izni ve kudreti ile diri olarak ayağa kalkıyorlardı.

Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber ve bir elçi olduğuna dair ke­sin belge ve delilleri getirdiğin zaman onlar seni yalanlayıp sihirbaz olmakla itham edince ve seni yakalayıp asmak isteyince İsrailoğullarının sana zarar vermelerini önleyerek, onların elinden seni kurtarmış, seni kendime doğru yükseltmiş, onların kötülüklerine karşı seni ben himaye etmiştim.

Yüce Allah böylelikle Hz. İsa’ya lütfetmiş olduğu bütün nimetleri (Kur’an-ı Kerim üslûbunda) mazi (dili geçmiş) sigası ile ifadelendirdi ki, bunun vuku bu­lacağına kesin delâlet etsin.

Havarilere “Bana ve peygamberim İsa’ya iman edin” diye vahyetmiştim. Böylelikle ben sana bir takım arkadaşlar ve yardımcılar da peyda etmiştim. Onlar, “Allah’a ve Rasulüne iman ettik” dediler. Yani böyle demeleri onlara il­ham edildi, onlar da ilham edildikleri şeyi yerine getirdiler ve, “Şahit ol ki biz­ler gizlide de açıkta da Allah’a itaat eden, ona teslim olmuş kimseleriz” dediler.

Dikkat edilecek olursa vahiy kelimesi, daha önce açıklandığı üzere, ilham anlamında da kullanılabilir. Nitekim Yüce Allah “Biz Musa’nın anasına onu emzir, diye vahyettik.” (Kasas, 28/20) buyurmaktadır. Bunun ilham suretinde vahiy olduğu hususunda görüş ayrılığı yoktur. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Allah bal arısına dağlarda evler edin, diye vahyetti.” (Nahl, 16/68).

Advertisements