62

٦٢

وَتَرى كَثيرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِءْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

(62) ve tera kesiram minhüm yüsariune fil ismi vel udvani ve eklihimüs suht le bi’se ma kanu ya’melun

onların bir çoklarını görürsün yarış ederler günaha girmekte ve düşmanlık etmekte onlar rüşvet yerler yapmakta oldukları şey ne fenadır

(62) Many of them dost thou see, racing each other in sin and rancour, and their eating of things forbidden. Evil indeed are the things that they do.

1. ve terâ kesîran : ve çoğunu görürsün
2. min-hum : onlardan
3. yusâriûne fî el ismi : günahda yarışırlar
4. ve el udvâni : ve düşmanlık
5. ve ekli-him(u) es suhte : ve onların haram yemeleri
6. lebi’se mâ kânû : oldukları şey ne kötü
7. ya’melûne : yapıyorlar

وَتَرَى görürsünكَثِيرًا pek çoğunuمِنْهُمْ onlardanيُسَارِعُونَyarışırفِي الْإِثْمِ günahtaوَالْعُدْوَانِ düşmanlıktaوَأَكْلِهِمْ ve yemedeالسُّحْتَ haramلَبِئْسَ ne kötüdürمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ yapmakta oldukları şey

Advertisements