24

٢٤

اَفَمَنْ يَتَّقى بِوَجْهِه سُوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيمَةِ وَقيلَ لِلظَّالِمينَ ذُوقُوا مَاكُنْتُمْ تَكْسِبُونَ

(24) e fe mey yettekiy bi vechihi suel azabi yevmel kiyameh ve kiyle liz zalimine zuku ma küntüm teksibun
O kıyamet günü azabın şiddetinden yüzünü koruyan kimse gibi olur ve zalimlere denilecek tadın bakalım kazanmış olduklarınızı

(24) Is, then, one who has to fear the brunt of the Penalty on the Day of Judgment (and receive it) on his face, (like one guarded therefrom)? It will be said to the wrongdoers: taste ye (the fruits of) what ye earned.

1. e : mı
2. fe : böylece, o halde
3. men : kim, kimse
4. yettekî : korur
5. bi vechi-hî : onun vechini, kendi yüzünü, fizik vücudunu
6. sûe : kötü, fena
7. el azâbi : azap
8. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
9. ve kîle : ve denir
10. li ez zâlimîne : zalimlere
11. zûkû : tadın
12. : şey
13. kuntum : siz oldunuz
14. teksibûne : kesbediyorsunuz, kazanıyorsunuz


SEBEB-İ NÜZUL
Bu âyet-i kerimenin Ebu Cehil hakkında nazil olduğu söylenir.

Advertisements