113

١١٣

مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَالَّذينَ امَنُوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكينَ وَلَوْ كَانُوا اُولى قُرْبى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَحيمِ

(113) ma kane lin nebiyyi vellezine amenu ey yestağfiru lil müşrikine velev kanu üli kurba mim ba’di ma tebeyyene lehüm ennehüm ashabül cehiym

olamaz resüllerin ve iman eden kimselerin müşriklerin bağışlanmalarını istemeleri velev o kişi akrabada olsa onların durumları açıkça belli olduktan sonra şüphesiz onlar cehennem ashabıdır

(113) It is not fitting, for the Prophet and those who believe, that they should pray for forgiveness for Pagans, even though they be of kin, after it is clear to them that they are companions of the Fire.

1. mâ kâne : olmadı, olmaz, olamaz
2. li en nebiyyi : peygamberler için
3. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyen kimseler)
4. en yestagfirû : mağfiret dilemesi
5. li el muşrikîne : müşrikler için
6. ve lev kânû : olsalar bile
7. ulî kurbâ : akraba, yakınlar
8. min ba’di : …den sonra
9. mâ tebeyyene : belli olan, açığa çıkan şey, durum
10. lehum : onlar için
11. enne-hum : muhakkak onlar, çünkü onlar, onların, … olduğu
12. ashâbu el cahîmi : cehennem ehli, cehennemin ehli, halkı