73

٧٣

وَجَعَلْنَاهُمْ اَءِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلوةِ وَايتَاءَ الزَّكوةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدينَ

(73) ve cealna hüm eimmetey yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fi’lel hayrati ve ikames salati ve itaez zekah ve kanu lena abidin
onları imamlar yaptık emrimizde yol gösteren ve onlara vahy ettik hayır işlemeyi namazı dosdoğru kılmayı zekatı vermeyi ve onlar bize kulluk ediyorlardı

(73) And we made them leaders, guiding (men) by our command, and we sent them inspiration To do good deeds, To establish regular Prayers, and to practise regular Charity and they constantly served Us (and us only).

1. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık
2. eimmeten : imamlar
3. yehdûne : hidayete erdirirler
4. bi emri-nâ : bizim emrimizle
5. ve evhay-nâ : ve biz vahyettik
6. ileyhim : onlara
7. fi’le el hayrâti : hayırlar işleme (yapma)
8. ve ikâme es salâti : ve namazın ikame edilmesi (namaz kılınması)
9. ve îtâe ez zekâti : ve zekâtın verilmesi
10. ve kânû : ve oldular
11. lenâ : bize
12. âbidîne : kullar


AÇIKLAMA
“Biz İbrahim’i ve Lût’u bütün âlemlere mübarek kıldığımız bölgeye ulaştı­rarak kurtardık.” Yani Allah’ın İbrahim’e verdiği nimetlerden biri, onu Irak’tan mukaddes diyar olan Şam bölgesine hicret etmek suretiyle kurtarıp mübarek diyara ulaştırmasıdır.

Bu diyar Allah’ın orada gönderdiği ve şeriatları bütün âlemlere yayılan peygamberler sebebiyle mübarek kıldığı, ayrıca topraklarının verimliliği, ağaç ve nehirlerinin çokluğu sebebiyle bereketli kıldığı, dolayısıyla dünya ve ahiret hayırlarının toplandığı yerdir. Rivayete göre, mahşerin kurulacağı ve amel def­terlerinin dağıtılacağı yer de orasıdır denilmiştir. Hz. İsa (a.s.) oraya inecek, ve Mesih, Deccal’ı orada helak edecektir.

Hz. İbrahim’in (a.s.) hicreti şirk ve putperestlikten kaçmak tevhidin ve Al­lah’a kulluğun karargâhını aramak için yanında Hz. Lût (a.s.) ve Sâre Hatun olduğu halde Irak’ta bulunan Feddan Aram beldesindeki Kûsî’den başlayan bir Meret idi. Hz. İbrahim, Harran’da konaklamış, sonra Mısır’a göç etmiş, daha sonra Şam’a geri dönmüş ve Filistin’e yerleşmişti. Hz. Lût (a.s.) ise Filistin’e bir gün bir gece mesafedeki Mu’tefika kasabasına yerleşmişti.

Bundan sonra Cenab-ı Hak ateşten kurtulma ve mübarek diyara hicret et­me nimetlerinden sonra verilen diğer nimetleri zikretmektedir:

1- “Biz İbrahim’e İshak’ı ve fazladan bir bağış olarak torunu Yakub’u ih­san ettik.” Yani duasına icabet ederek O’na İshak’ı verdik. Nitekim O “Ya Rabbi bana salihlerden hibe eyle.” (Saffat, 37/100) demişti. Yakub’u da niyaz ettiğine fazladan bir bağış olarak verdik. Tıpkı farz namaz üzerine ziyade olan nafile namaz gibi. Birinci tefsire göre, nafile (yani bağış ve lütuf) İshak ve Yakup’tur. İkinci tefsire göre ise, nafile özellikle Yakup (a.s.) ‘tur.

2- “Hepsini salih kimseler kıldık.” Dört kişiden; yani Hz. Lût, Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakup’tan her birini, hepsini hayır ve salah ehli kıldık. Rablerine itaat etmekteler, haramlarından kaçınmaktadırlar. Yahut onları nebi ve rasuller kıldık. Birinci mana hepsini ihata ettiği için zihne daha yakındır. En­biyanın salah kelimesiyle tavsif edilmesi peygamberlerin masum olduklarına delâlet etmektedir.

3- “Onları emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık.” Yani biz onları kendilerine uyulan, Allah’ın izniyle O’nun dinine ve O’nun emriyle hayırlara davet eden önderler ve liderler kıldık.

Bu ayette Allah’ın dininde liderliğe lâyıkıyla geçen kimsenin muvaffak olup Hak Din ve istikamet yolunda hidayete nail olduğuna delil vardır. Öylesi­nin hidayetin gereğini bozması ve ondan vazgeçme hakkı yoktur.

4- ” Kendilerine hayırlı işler yapmayı vahyettik.” Yani onlara hayırlı işler -taatleri işleyip haramları terk etmek gibi salih amelleri- yapma emirlerini in­dirdik.

Bu da Cenab-ı Hakk’ın Hz. İbrahim’in (a.s.) evlâdını peygamberlik şerefiy­le özellikle şereflendirdiğine delâlet eder. Bu, baba olarak Hz. İbrahim (a.s.) için nimetlerin en büyüklerinden biridir.

5- “Namaz kılmayı”

6- “Zekat vermeyi vahyettik.” Yani onlara farz olan namazı kılmayı, farz olan zekâtı vermeyi vahyettik.

Bu ifade, özel olanın genel olana atfı babındandır. Zira namaz ve zekât ha­yırlı işlerdendir. Bütün ibadetler arasında namaz ve zekât mertebelerinin yü­celiği ve önemine binaen özellikle zikredilmiştir. Çünkü namaz bedenî ibadetle­rin en şereflisidir. Allah Tealâ’yı zikretmek, anmak için emredilmiştir. Zekât ise mali ibadetlerin en şereflisidir. Zekât fakirlerin ihtiyacının görülmesi için emredilmiştir. Her iki ibadette de Allah Tealâ’nın emrinin tazim edilmesi ger­çeği yer almaktadır.

Bu nimetleri saydıktan sonra ve o şahsiyetleri önce salâh (salih kimseler olmaları) sonra imamet (önder ve lider oluşları ve vahye nail oluşları) vasıfla­rıyla tavsif etti ve onların Allah’a kulluk ve ibadet içinde olduklarını açıkladı:

“Onlar ancak bize ibadet eden kimselerdi.” Yani Cenab-ı Allah’a huşu ve itaat içerisindeydiler. İtaatkâr ve insanlara emrettiklerini bizzat kendileri de yerine getiren kimselerdi.

Bu ayette de bu peygamberlerin Allah’ın ihsanına ve kendilerine verdiği nimetlere karşı vefakâr olduklarına delil vardır. Allah onlara nimetler ikram edip ihsanla lütufta bulununca onlar da kullukla yani ibadet ve taatle O’na karşı vefakâr oldular.

Advertisements