30

    RevelationCuzPageSurah
    34 26518Qaf(50)

٣٠

يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَاْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزيدٍ

(30) yevme nekulu li cehenneme helimtele’ti ve tekulu hel mim mezid
O gün cehenneme diyeceğiz “doldun mu?” diyecek daha ziyadesi var mı?

(30) One Day We will ask Hell, Art thou filled to the full? It will say, Are there any more (to come)?

1. yevme : o gün
2. nekûlu : deriz
3. li cehenneme : cehenneme
4. hel imtele’ti : doldun mu
5. ve tekûlu : ve der
6. hel : var mı
7. min mezîdin : daha fazlası

يَوْمَ o günنَقُولُ diyeceğizلِجَهَنَّمَ cehennemeهَلْ muامْتَلَأْتِ doldunوَتَقُولُ O da diyecekهَلْ var mıمِنْ مَزِيدٍ daha fazlası


AÇIKLAMA

“Yanındaki arkadaşı: “İşte yanımdaki hazır”, der.” Yani sorumlu melek insana dönerek şöyle der: “İşte amel defterin hazır. Onda ne bir fazlalık ne de bir noksanlık vardır. Mücahid demiştir ki: “Bu insanı mahşere götürmekle sorumlu meleğin sözüdür.” Zira o melek şöyle der: “İşte kendisinden sorumlu olduğum Ademoğlu’nu getirdim.” İbni Cerir ise ifadenin hem götü­rü hem şahit meleği kapsadığı görüşündedir.

Zemahşeri burada ki “karin” (arkadaş) kelimesini şöyle tefsir etmiştir: “O, “yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” (Zuhruf, 43/46) ayetinde belirttiği üzere insana musallat edilmiş bir şeytandır.”

Sonra müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: “Rabbimiz! Ben onu azdır­madım.” Şeytan şöyle der: O benim yanımda bulunmaktadır. Benim em­rimde cehennem için hazır bir durumdadır. Bir melek insanı mahşere gö­türmekte, bir diğeri ona şahitlik yapmakta ve bir de yanında şeytan bulunmaktadır. Bu esnada şeytan şöyle demektedir: Onu kışkırtmalarımla yoldan çıkardım ve cehenneme hazırladım. Bu son görüş alimlerce tercih edilmiştir. Çünkü şeytan her günahkarın arkadaşıdır. Şeytan mahşer ehline ve diğer arkadaşlarına şöyle der: “Arkadaşlarımı cehennem için hazırladım.”

“(İki meleğe şu emir verilir): Haydi ikiniz (hakka karşı) her inatçıyı, hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile bebareber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın!”

Yani Allah Teala insanı mahşere götüren ile onun amellerine şahit olarak yanında bulunan meleğe şöyle der:

Atın cehenneme! Allah’ı inkâr edenleri, O’na başka birisini ortak koşanları, inadına hakkı kabul etme­yenleri, hak ehliyle mücadele edenleri, şiddetle hakkı inkâr edip yalanlayanları, bildiği halde batıl ile hakka karşı çıkanları atın cehenneme!

Aynı şekilde bütün gücüyle hayra engel olanı da atın! Zekâtı verme­yen, üzerindeki hakları eda etmeyen, akrabalık bağı veya sadaka vermek şartıyla bir akrabasına veya bir fakire hayır yapmayan, yakınlarının İslam’a girmesine engel olanları atın ateşe. Daha önceden geçmiş olduğu üzere bu ayetlerin Velid b. Muğire hakkında nazil olduğu söylenmiştir. Zira o, kardeşinin oğlunun İslam’a girmesine mani olmuş ve yakınlarına da şöyle demişti: İçinizden kim İslam’a girecek olursa ömrüm boyunca ona yardımcı olmam.

Allah’ın cehenneme atılmasını emrettiği bu kimse kötü sözle, eza ve cefa ile ve gaddarlıkla insanlara karşı azgınlık yapmakta, malından harca­mada haddi aşmakta, Allah’ın bir olduğunu kabul etmeyerek kendine zulmetmekte ayrıca kendisi hak ve hakikatten, Allah’ın dini ve emrinden şüp­helendiği gibi başkalarını da şüphelendirmektedir.

Bütün bunlardan ötürü Allah Tealâ onun cehenneme atılmasını em­retmektedir Ayette geçen hitabın iki meleğe olması mümkün olduğu gibi, Arapça’daki tesniye sigasıyla bir kişiye hitap edilebilmesi kuralına uyarak cehennemin bekçisi Malik’e olduğunu söylemek de mümkündür.

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebi Said el-Hudri’den Rasulullah’ın (s.a.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Cehennemden bir boyun çıkar ve “Ben bugün üç grup kimse için görevlendirildim: Zorba ve inatçı kâfir, Allah ile birlikte başka ilâhlar olduğunu kabul eden ve haksız olarak bir cana kıyan kimseler” diyerek konuşur ve hemen onların üzerlerine çullanarak onları ce­hennemin çukurlarına atıverir”

Sonra Allah Tealâ kâfir ile onun beraberinde bulunan şeytan arasında geçen konuşmadan bir kesit sunmuştur. Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

“Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.” Yani şeytan kıyamette kâfir olarak gelen arkadaşı hakkında onun yaptıklarından sorumluluk kabul et­meyerek şöyle diyecektir: Rabbimiz! Onu ben saptırmadım. Onu tuğyana ben düşürmedim. Zaten o dalâlet içindeydi. Batılı tercih edip hakka karşı gelmişti. Haktan uzaktı. Ben sadece onu çağırdım. O da çağrıma icabet et­ti. Şayet senin ihlaslı kullarından olsaydı ben ona bir şey yaptırmaya muk­tedir olamazdım. Yani sanki kâfir “Ya Rabbi! Beni arkadaşım olan şeytan sapıttırdı.” diyerek bir özür beyan etmek istemişti de ona musallat olan şeytan “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım.” diyerek ona cevap vermiştir.

İşte bu şekilde gerçek itiraf edilmiş oldu. Nitekim başka bir ayette de şeytan şöyle demiştir: “(Hesapları görülüp) iş bitirilince şeytan diyecek ki “Şüphesiz Allah Tealâ size gerçek olanı vaadetmiştir. Ben de size vaadde bulundum, ancak ben vaadimde durmadım. Zaten benim size karşı bir gü­cüm yoktu. Ben sadece sizi (inkâra) çağırdım. Siz de hemen bunu kabul et­tiniz. O halde siz beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni. Şüphesiz ben daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim. Doğrusu zalimler için elim bir azap vardır.” (İbrahim, 14/22).

O esnada (Allah) şöyle buyurur: “Huzurumda çekişmeyin. Ben size da­ha önce uyarı göndermiştim.” Yani Allah Tealâ kâfir kimseye ve onun arka­daşına hesaba çekilme yeri olan huzurumda birbirinizle çekişip tartışma­yın. Çünkü ben size dünyada önceden bir tehdit ve uyarı göndermiştim. Peygamberlerin lisanı üzere size mazeret beyan edip kitaplar indiriş, si­ze karşı hüccet ve kuvvetli deliller getirmiştim. Şimdi sizin ileri sürdüğünüz mazeretlerin huzurumda hiçbir faydasının olmadığı anlaşılmıştır.

Allah Tealâ “Benim huzurumda söz değiştirilmez, ben kullara asla zulmedici değilim.” buyurarak bir başka red cevabını öncekine ilâve etmiştir. Ayetin manası şöyledir: Ben hükmümü verdim. Benim verdiğim hüküm asla değişmez. Ben vaadimden de dönmem. Bilakis benim vaadim mutlaka gerçekleşir. İnkarınız yüzünden sizin azaba maruz kalmanıza hükmetmiştim. Artık onun için bir değişiklik söz konusu olamaz. İşlediği bir suç ve günah olmadan, Allah, zulmetmek maksadıyla hiç kimseye azab etmez. Kendisine bir delil getirildikten sonra günah işleyen kimseye azab eder.

“O gün cehenneme “Artık doldun mu?” deriz. O da “Daha var mı?” der.” buyurarak cehennemde azabın bulunduğunu vurgulamıştır. Ayetin manası şöyledir: Ey Muhammed! Kavmine Allah’ın cehenneme: “İnsan ve cin top­luluklarıyla doldun mu?” dediğinde cehennemin cevap olarak “Bana gönde­receğin başkaları kaldı mı? dediğini hatırlat ve onları uyar” Burada cehennemin kendisine atılan topluluklarla dolduğu anlatılmak istenmiş olabilir. Sanki artık dolduğundan bundan daha geniş yerim yoktur. demiştir. Cehennemin asilere kızgınlık ifade etmesi ve içinde bulundukları yerin onlara daraltılması için dolduğu halde fazlasını istemiş olması da muhtemeldir.

Dil alimleri demiştir ki: Burada cehenneme soru sorulması ve cehennemin buna cevap vermesi manasının nefiste tasviri ve tesbiti maksadını taşıyan canlandırma üslubudur. Daha önce geçtiği üzere bunun iki manası vardır. Birincisi: Geniş olmasına rağmen kendisine hiçbir şey ilâve edile­meyecek kadar dolmuştur. İkincisi: Cehennem o kadar geniştir ki girecek olanlar girdikleri halde orada daha yer bulunmaktadır.

İbni Kesir “Andolsun ki cehennemi insan ve cinlerle dolduracağım.” (Hud, 11/119) ayetinin tefsirinde bu ayetin birinci manaya, yani cehenne­min oraya girenlerle dolacağına delâletini destekleyen birçok hadis zikret­miştir: Buhari Enes b. Malik’den Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğunu ri­vayet etmektedir: “Cehenneme insan ve cinler atıldıkça “Daha var mı?” der. Nihayet Allah Tealâ ona (mahiyetini bilmediğimiz) kademini koyar. Bunun üzerine cehennem: “Tamam yeter, yeter.” der.”

Müslim Ebu Said el-Hudri’nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: Ra­sulullah (s.a.) şöyle buyurdular: “Cennet ve cehennem birbirlerine karşı hüccet getirerek tartışmışlardır. Cehennem “Bende zorbalar ve mütekebbirler.” var deyince cennet: “Bende de fakir ve yoksul insanlar var.” demiştir. Aralarında ilâhî hüküm verildi. Allah Tealâ cennete: “Sen benim rahmetimsin. Seninle dilediğim kullarıma merhamet ederim.” buyurdu. Cehenneme de “Sen benim azabımsın seninle dilediğim kullarıma azap ederim. Siz­den her birinin içini dolduracak kadar kimseler bulunacaktır.”

Advertisements