59

٥٩

اِنَّ مَثَلَ عيسى عِنْدَ اللّهِ كَمَثَلِ ادَمَ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

(59) inne mesele iysa indellahi ke meseli adem halekahu min türabin sümme kale lehu kün fe yekun

Muhakkak ki İsa’nın misali Allah’ın indinde Adem’in (yaratılış) durumu gibidir Adem’i topraktan yarattı sonra ona “OL” dedi (O da) oluverdi

(59) The similitude of Jesus before Allah is as that of Adam he created him from dust, then said to him: Be: and he was.

1. inne : muhakkak ki
2. mesele : misal, örnek, durum
3. îsâ : Hz. İsa
4. inde allâhi : Allah’ın indinde, nezdinde, yanında
5. ke meseli : misali, durumu gibi
6. âdeme : Hz. Âdem
7. halaka-hu : onu yarattı
8. min turâbin : topraktan
9. summe : sonra
10. kâle : dedi, buyurdu
11. lehu kun : ona “ol” dedi
12. fe yekûnu : o zaman, böylece o olur


SEBEB-İ NÜZUL

İbn Abbâs’tan rivayet olunuyor: Necran hritiyanlarından bir hey’et gelmişti. Seyyid ve Akıb da içlerindeydi. Hz. Peygamber (sa)’e: Ey Muhammed, dostumuzu (Hz. İsa’yı kastediyorlar) zikrediyormuşsun” dediler. Hz. Peygamber (sa): “Nasıl zikrediyormuşum?” diye sordu. “Onun Allah’ın kulu olduğunu iddia ediyormuşsun.” dediler. Efendimiz (sa): “Evet, O Allah’ın kuludur.” buyurdu. “Hiç İsa gibisini gördün veya haber aldın mı?” dediler, sonra yanından çıktılar. Onların arkasından Cibril Allah’ın emrini getirdi: “Sana geldiklerinde onlara de ki: Allah katında İsa’nın misali aynen Adem’in misali gibidir…”

Şa’bî rivayetinde ise Necran heybetinin Hz. Peygamber (sa)’e: “Bize Meryem oğlu İsa’dan bahset, ondan haber ver.” dedikleri, Hz. Peygamber (sa)’in “O, Allah’ın Meryem’e ilka eylediği (bıraktığı) bir kelimesidir.” buyurduğu ve onların “İsa’nın bunun üstünde olması gerekir.” demeleri üzerine “Hiç kuşkusuz İsa’nın misali Adem’in misali gibidir…” âyetinin; “İsa’ya, Adem gibi olmak yaraşmaz.” demeleri üzerine de “Artık sana bu ilim geldikten sonra kim  seninle  onun  hakkında tartışırsa…”  âyet-i  kerimesinin  nazil  olduğu kaydedilmiştir.

Bu hadise ile ilgili Katâde rivayeti de şöyledir: Necran halkının iki efendisi ve papazları Seyyid ve Akıb Hz. Peygamber (sa)’e geldiler ve Ona İsa’yı sordular: “Her adem oğlunun bir babası var. İsa’nın durumu nedir ki babası yok?” dediler de Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Bu konudaki Suddî rivayeti biraz daha farklı olup Necrân’dan gelenleri dört kişi olarak vermektedir. Buna göre: Hz. Peygamber, kendisine peygamber­lik verilip de risaletini etrafa yaymaya başlayınca Necranhlar da duydular ve onların en hayırlılarından dört kişi Efendimiz (sa)’e geldiler: Seyyid, Akıb, Masergis ve Marihar. Bunlar Hz. Peygamber (sa)’e İsa hakkında ne dediğini sordular. Allah’ın Rasûlü (sa): “O, Allah’ın kulu, ruhu ve kelimesidir.” buyur­du. Onlar, hayır dediler “Ve fakat o Allah’tır. Krallığından indi, Meryem’in içi­ne girdi, sonra oradan çıktı, bize kudretini ve emrini gösterdi. Sen hiç babasız olarak yaratılmış bir insan gördün mü?” Bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Aslında âyet-i kerime tamamen Necran hristiyanları hey’eti ve onların Hz. Peygamber (sa) ile münakaşaları etrafındaki konulan ihtiva etmekle birlikte Suddî rivayeti sanki başka bir sefer daha olmuş, Necranlılar hicretin dokuzuncu senesinde olan bu ziyaretleri dışında ve daha önce bir kere daha gelmişler zehabını vermektedir. Seyyid ve Akıb’ın Medine-i Münevvere’ye daha önce bir kere daha gelmiş olmaları caiz ise de aslında hadise tarihi kayıtlara bir kere vukubulmuş olarak geçmiştir. Suddî rivayetini bu çerçevede değerlendirmek ve zikredilen diğer iki necranlının da münakaşalara katılmamakla birlikte Seyyid ve Akıb’la birlikte bu seferde bulunduklarını kabul etmek rivayetler arasını birleştirmek için yeterlidir. Yani bu âyet-i kerime de diğer Necran hey’eti hakkında inen 80 küsur âyetten birisidir ve münakaşa konularından birine açıklık getirmektedir ve aslında Hz. İsa konusunda bu mealdeki iddia ve münakaşalar bitmediğine ve hattâ daha da alevlendiğine göre Hz. İsa’nın ulûhiyyetini iddia eden bütün hristiyanlar bu âyet-i kerimenin hükmü altına girmektedir.

Advertisements