40

٤٠

اِنَّ الَّذينَ يُلْحِدُونَ فى ايَاتِنَا لَايَخْفَوْنَ عَلَيْنَا اَفَمَنْ يُلْقى فِى النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَاْتى امِنًا يَوْمَ الْقِيمَةِ اِعْمَلُوا مَاشِءْتُمْ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصيرٌ

(40) innellezine yülhidune fi ayatina la yahfevne aleyna e fe mey yülka fin nari hayrun em mey ye’ti aminey yevmel kiyameh i’melu ma şi’tüm innehu bima ta’melune basiyr
Gerçekten ayetlerimizi saptırmak isteyenler bize gizli kalmaz o halde ateşe atılan mı hayırlıdır yoksa emniyet içinde gelen kimse mi? kıyamet günü istediğiniz şeyi yapın şüphesiz o, yaptıklarınızı görendir

(40) Those who pervert the Truth in Our Signs are not hidden from Us. he that is cast into the Fire, Which is better? or he that comes safe through, on the Day of Judgment? Do what ye will: verily He seeth (clearly) all that ye do.

1. inne : muhakkak
2. ellezîne : onlar
3. yulhidûne : dil uzatırlar, saptırırlar
4. : de, hakkında
5. âyâti-nâ : âyetlerimiz
6. lâ yahfevne : gizli kalmazlar
7. aleynâ : bize
8. e : mi
9. fe : böylece
10. men : kim, kimse
11. yulkâ : ilka edilir, bırakılır, konur
12. : de, içinde, içine
13. en nâri : ateş
14. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
15. em : veya, yoksa
16. men : kim, kimse
17. ye’tî : gelir
18. âminen : emin olarak, güvenle
19. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
20. i’melû : yapın
21. : şey
22. şi’tum : dilediniz
23. inne-hu : muhakkak ki o
24. bi-mâ : şeyle
25. ta’melûne : yapıyorsunuz
26. basîrun : (en iyi) görendir


SEBEB-İ NÜZUL
Îbnu’l-Münzir’in Beşîr ibn Feth’den rivayetine göre bu âyet-i kerime Ebu Cehl ve Ammâr ibn Yâsir hakkında nazil olmuştur.

Mukâtil de âyet-i kerimenin “Ayetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğ­riliğe sapanlar, bize gizli değillerdir” kısmının Ebu Cehl hakkında nazil olduğu­nu Söylemiştir.