53

٥٣

سَنُريهِمْ ايَاتِنَا فِى الْافَاقِ وَفى اَنْفُسِهِمْ حَتّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلى كُلِّ شَىْءٍ شَهيدٌ

(53) senürihim ayatina fil afaki ve fi enfüsihüm hatta yetebeyyene lehüm ennehül hakk e ve lem yekfi bi rabbike ennehu ala külli şey’in şehid
(İlerde) onlara göstereceğiz hariçte ki ayetlerimizi, kendi nefislerinde ki (ayetlerimizi) nihayet anlayacaklardır onlar onun hak olduğunu Rabbin yetmez mi? muhakkak O’nun her şeye şahit olması

(53) Soon will We show them Our Signs in the (furthest) regions (of the earth), and in their own souls, until it becomes manifest to them that this is the Truth. Is it not enough that thy Lord doth witness all things?

1. se nurî-him : onlara göstereceğiz
2. âyâti-nâ : bizim âyetlerimiz
3. : de, içinde
4. el âfâkı : afak, ufuklar
5. ve fî : ve de, içinde
6. enfusi-him : onların nefsleri, kendi nefsleri
7. hattâ : hatta, oluncaya kadar, olsun diye
8. yetebeyyene : açıkça belli olur
9. lehum : onlara
10. enne-hu : onun olduğu
11. el hakku : hak
12. e ve lem yekfi : ve kâfi değil mi
13. bi rabbi-ke : senin Rabbin
14. enne-hu : onun olduğu
15. alâ kulli şey’in : herşeye
16. şehîdun : şahit

Advertisements