63

٦٣

قَالَ الَّذينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ رَبَّنَا هؤُلَاءِ الَّذينَ اَغْوَيْنَا اَغْوَيْنَاهُمْ كَمَا غَوَيْنَا تَبَرَّاْنَا اِلَيْكَ مَاكَانُوا اِيَّانَا يَعْبُدُونَ

(63) kalellezine hakka aleyhimül kavlü rabbena haülaillezine ağveyna ağveynahüm kema ğaveyna teberra’na ileyke ma kanu iyyana ya’büdun
Hak olanlar diyecek ki üzerlerinde (azap) sözü olanlar ey Rabbimiz! işte bizim yoldan çıkardıklarımız bunlardır onları da çıkardık kendimizi çıktığımız gibi biz sana iltica ettik onlar bize tapıyorlardı

(63) Those against whom the charge will be proved, will say: Our Lord! these are the ones whom we led astray: We led them astray, as we were astray ourselves: we free ourselves (from them) in thy presence: it was not us they worshipped.

1. kale : dedi
2. ellezîne : ki onlar
3. hakka : hak
4. aleyhim : onlara
5. el kavlu : söz
6. rabbe-nâ : Rabbimiz
7. hâulâi : bunlar
8. ellezîne : ki onlar
9. agvey-nâ : biz azdırdık
10. agveynâ-hum : onları azdırdık
11. kemâ : gibi
12. gavey-nâ : biz azdık
13. teberre’nâ : berî olduğumuzu (uzak olduğumuzu) arz ederiz
14. ileyke : sana
15. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
16. iyyâ-nâ : bize
17. ya’budûne : tapıyorlar

Advertisements