79

٧٩

اَمَّا السَّفينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاكينَ يَعْمَلُونَ فِى الْبَحْرِ فَاَرَدْتُ اَنْ اَعيبَهَا وَكَانَ وَرَاءَهُمْ مَلِكٌ يَاْخُذُ كُلَّ سَفينَةٍ غَصْبًا

(79) emmes sefinetü fe kanet li mesakine ya’melune fil bahri fe eradtü en eiybeha ve kane veraehüm meliküy ye’huzü külle sefinetin ğasba

gelelim o gemiye yoksul kişilerindi denizde çalışan ben onu kusurlamak istedim peşlerinde bir hükümdar vardı bütün gemileri gasp yolu ile zorla almakta idi

(79) As for the boat, it belonged to certain men in dire want: they plied on the water: I but wished to render it unserviceable, for there was after them a certain king who seized on every boat by force.

1. emme : fakat, lâkin, amma
2. es sefînetu : gemi
3. fe kânet : o zaman oldu, idi
4. li mesâkîne : fakirlere ait, fakirlerin
5. ya’melûne : çalışıyorlar
6. fî el bahri : denizde
7. fe : böylece, bu sebeple
8. eradtu : ben istedim
9. en eîbe-hâ : onu kusurlu yapmak
10. ve kâne : ve oldu, idi, vardı
11. verâe-hum : onların arkasında
12. melikun : bir kral
13. ye’huzu : alıyor (ele geçiriyor)
14. kulle sefînetin : bütün gemi(ler)
15. gasben : gasbederek, zorla