69

٦٩

وَدَّتْ طَاءِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

(69) veddet taifetüm min ehlil kitabi lev yüdilluneküm ve ma yüdillune illa enfüsehüm ve ma yeş’urun

ehli kitapta bir taife istedi sizin sapıtmanızı ama onlar ancak kendilerini saptırırlar bunun farkında bile olmazlar

(69) It is the wish of a section of the People of the Book to lead you astray but they shall lead astray (not you), but themselves, and they do not perceive

1. veddet : diledi
2. tâifetun : taife, bir grup, topluluk
3. min ehli el kitâbi : kitap ehlinden, kitap verilenlerden, yahudiler ve hristiyanlardan
4. lev : şayet, ise, keşke olsa
5. yudillûne-kum : sizi dalâlete düşürür
6. ve mâ yudıllûne : ve düşüremezler
7. illâ enfuse-hum : kendilerinden başkasını
8. ve mâ yeş’urûne : ve farkında değiller


SEBEB-İ NÜZUL

Daha önce Bakara 109 âyetinin nüzul sebebinde de geçtiği üzere Nadîr, Kurayza ve Kaynukâ oğulları yahudi!eri Muâz ibn Cebel, Huzeyfe ibnu’l-Yemân ve Ammâr ibn Yâsir’i kendi dinlerine çağırmışlar, bir rivayete göre de “kendi dininizi bırakıp Muhammed’in dinine tâbi oldunuz.” diye kınamışlardı.. İşte bu âyet-i kerime de bu hadise üzerine nazil olan âyetlerdendir. Bu, İbn Abbâs kavlidir.

Advertisements