83

٨٣

تِلْكَ الدَّارُ الْاخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذينَ لَا يُريدُونَ عُلُوًّا فِىالْاَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقينَ

(83) tilked darul ahiratü nec’alüha lillezine la yüridune ulüvven fil erdi ve la fesada vel akibetü lil müttekiyn
İşte ahiret yurdu biz onu o kimseler için yaptık istemezler yeryüzünde kibir ve fesat çıkarmak akıbet muttakilerindir

(83) That Home of the Hereafter we shall give to those who intend not high handedness or mischief on earth: and the End is (best) for the righteous.

1. tilke : bu, işte bu
2. ed dâru el âhiretu : ahiret diyarı, ahiret yurdu
3. nec’alu-hâ : onu kılarız
4. li ellezîne : onlara
5. lâ yurîdûne : istemezler
6. uluvven : üstünlük
7. fî el ardi : yeryüzünde
8. ve lâ : ve olmaz, değil
9. fesâden : fesat
10. ve el âkibetu : ve akıbet, sonuç
11. li el muttekîne : takva sahiplerinin