16

١٦

ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيمَةِ تُبْعَثُونَ

(16) sümme inneküm yevmel kiyameti tüb’asun
sonra mutlaka sizler kıyamet günü (tekrar) dirileceksiniz

(16) Again, on the Day of Judgment, will ye be raised up.

1. summe : sonra
2. inne-kum : muhakkak siz
3. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
4. tub’asûne : beas olunacaksınız, yeniden diriltileceksiniz


AÇIKLAMA

Cenab-ı Hak insanın ilk olarak süzülmüş çamurdan yaratıldığını bildir­mektedir. Bu da Hz. Adem (a.s.)’dir.

Yine Cenab-ı Hak yaratılışın dokuz merhalesinde insanın değişim geçirdi­ğini beyan etmektedir. Bu dokuz merhale şunlardır:

1- “Yemin olsun ki biz insanı süzülmüş özlü balçıktan yarattık.” İnsanı biz , onu yaratılış ve fıtrat merhalelerinde değişime uğrattık. Bundan mucinsidir. Onun aslı ise hiçbir bulanıklık bulunmayan çamurdan sühulâsadır. Yahut ilk insan Adem (a.s.) bundan yaratılmıştır. Bu, Allah’ın kudretine, birliğine ve bütün kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğuna bir delildir.

Tercih edilen görüşe göre burada insandan murad Hz. Adem (a.s.)’dir Çünkü çamurdan süzülmüş ve ondan yaratılmıştır. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle burmaktadır: “Sizi topraktan yaratması, sonra da birer insan olarak yeryüne dağılmanız, Allah’ın varlığını, kudretini gösteren delillerindendir.”

2- “Sonra onu nutfe halinde sağlam bir karargâh olan rahme yerleştirdik.” Sonra onun neslini yani insan cinsini erkeklerin sulblerindeki meniden yarat­tık. Sonra bu meni kadınların rahimlerine atıldı. Burada döllenmiş olarak ha­milelikten itibaren doğuma kadar sağlam, kuvvetli, istikrarlı bir korunma al­tında olmuştur.

“Her şeyi en güzel şekilde yaratan, insanı önce balçıktan var eden, sonra insan soyunu adi bir suyun özünden yaratan O’dur.” (Secde, 32/7-8).

“Biz sizi bayağı bir sudan yaratmadık mı? Biz o bayağı suyu belli bir za­mana kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi? Onun ne olacağını biz takdir et­tik. Biz ne güzel takdir ediciyiz!” ‘(Mürselât, 77/20-23).

3- “Sonra nutfeyi kan pıhtısı haline getirdik.” Sonra nutfeyi asıl sıfatların­dan alıp kan pıhtısı (donmuş kan) haline getirdik. Yani erkeğin sulbü ve kadı­nın döl yatağından çıkan bir çeşit suyu kırmızı bir kan pıhtısı haline çevirdik.

4- “Sonra da kan pıhtısını bir çiğnem et yaptık.” Sonra da donmuş kanı çiğnenecek bir lokma gibi şekilsiz, düzensiz bir parça et haline getirdik. Bu de­ğişikliğe yaratma adı verilmiştir. Çünkü Cenab-ı Hak bazı sıfatları yok edip başka sıfatlar yaratmaktadır. Sanki Cenab-ı Hak o et parçasında ilâve parçalar yaratmaktadır.

5- “Sonra da bir çiğnem eti kemiklere çevirdik.” Yani kemikleri, sinirleri ve damarlarıyla başlı, iki el ve iki ayaklı bir cisim haline çevirdik.

6- “Sonra da kemiklere et giydirdik.” Yani kemikleri örtecek, kemiklere destek olacak ve güç verecek etle örttük. Zira et kemikleri örtmekte, böylece vücudu örten elbise gibi olmaktadır.

7- “Daha sonra da onu yeni bir varlık yaptık.” Yani ona ruh üflemek sure­tiyle birinci yaradılıştan farklı bir yaratık kıldık. Hareket etmeye başladı. Ku­lağı, gözü, idraki, hareketi, titremesi olan yeni bir varlık oldu.

“Şekil verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir!” Yani O’nun kudretindeki ve hikmetindeki şanı ne yücedir. Takdir edenlerin, suret verenlerin en güzeli olan Allah bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve mukaddestir.

İbni Ebî Hatim ve Tayalisî Enes’ten (r.a.) rivayet ediyorlar: Hz. Ömer (r.a.) şöyle demişti: Ben Rabbime şu dört şeyde muvafakat ettim:

– Ya Rasulallah! Makam-ı İbrahim’in arkasında namaz kılsak, ne buyu­rursunuz, dedim. Bunun üzerine Cenab-ı Hak: “Makam-ı İbrahimi namaz kıl­ma yeri edinin.” (Bakara, 2/125) ayetini indirdi.

– Ya Rasulallah! Hanımların için bir perde koysan ne olmaz mı? Çünkü müttaki-facir herkes onların huzuruna giriyor. Bunun üzerine Cenab-ı Hak: “Onlardan bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin.” (Ahzab, 33/53) ayetini indirdi.

– Peygamberimiz’in (s.a.) hanımlarına: “Ya siz bu durumunuzu bırakınız, yahut Allah ona sizden daha hayırlı eşler verir,” dedim. Bunun üzerine: “O sizi boşarsa Allah ona sizden daha hayırlı eşler verir.” (Tahrim, 66/5) ayeti nazil oldu.

‘Yemin olsun ki biz insanı süzülmüş özlü balçıktan yarattık.” ayeti inmişti. Bu ayeti duyunca: “Şekil verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir.” dedim. Bunun üzerine “Şekil verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir!” ayeti in­di.

8- “Sonra siz, bunun ardından da mutlaka ölürsünüz.” Yani bu yokluk­tan sonraki ilk yetişmenin ardından ölüme yönelirsiniz.

9- “Sonra hiç şüphesiz ki, siz kıyamet günü diriltileceksiniz.” Sonra da he­sap görülmesi, sevap ve ceza olarak amellerin karşılığının verilmesi için son defa kabirlerinizden çıkarılacaksınız. Nitekim Cenab-ı Hak: “Sonra Allah son defa -yani kıyamet günü- sizi diriltecektir.” (Ankebut, 25/10) buyurmaktadır.

Bu iki ayette Allah Tealâ, hayatı yok etmek demek olan “öldürme” ve yok oIup helak olduktan sonra tekrar hayat verme olan “dirilme”yi yoktan var et­mekten sonraki ilâhî kudretine delil olarak zikretti.

Advertisements