78

٧٨

فَلَمَّا رَاَالشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هذَا رَبّى هذَا اَكْبَرُ فَلَمَّا اَفَلَتْ قَالَ يَا قَوْمِ اِنّى بَرىءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ

(78) felemma raeş şemse baziğaten kale haza rabbi haza ekber felemma efelet kale ya kavmi inni beriüm mimma tüşrikun

bundan sonra güneş’i görünce doğar vaziyette dedi ki bu benim Rabbim bu en büyükleri vaktaki o da batınca dedi ey kavmim ben, ortak koştuğunuz şeylerden beriyim

(78) When he saw the sun rising in splendour, he said: this is my Lord this is the greatest (of all). But when the sun set, he said: O my people I am indeed free from your (guilt) of giving partners to Allah.

1. fe lemmâ : sonra olduğu zaman, olunca
2. rae eş şemse : güneşi gördü
3. bâzigaten : doğarken
4. kâle hâzâ : dedi, bu
5. rabbî : benim Rabbim
6. hâzâ : bu
7. ekberu : daha büyük, en büyük
8. fe lemmâ : fakat olduğu zaman, olunca
9. efelet : kaybolup gitti, battı
10. kâle : dedi
11. yâ kavmî : ey kavmim
12. innî : muhakkak ki ben
13. berîun : uzak
14. min mâ tuşrikûne : sizin şirk (ortak) koştuğunuz şeylerden

فَلَمَّا رَأَى sonra görünceالشَّمْسَ güneşiبَازِغَةً doğarkenقَالَ demiştiهَذَا bu imişرَبِّي benim Rabbimهَذَا buأَكْبَرُ daha büyük olduğu içinفَلَمَّا أَفَلَتْ o da batıncaقَالَ demiştiيَا eyقَوْمِ kavmimإِنِّي muhakkak ki benبَرِيءٌ uzağımمِمَّا تُشْرِكُونَ sizin şirk koştuğunuzdan

Advertisements