98

٩٨

ذلِكَ جَزَاؤُهُمْ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِايَاتِنَا وَقَالُوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَديدًا

(98) zalike cezaühüm bi ennehüm keferu bi ayatina ve kalu e iza künna izamev ve rufaten e inna le meb’usune halkan cedida
işte bu onların cezasıdır çünkü onlar bizim ayetlerimiz inkar ettiler dediler ki biz olduğumuz zaman mı bir yığın kemik ve ufalanmış toz gerçekten biz mi diriltileceğiz? tekrar yeniden

(98) That is their recompense, because they rejected our sings, and said, when we are reduced to bones and broken dust, should we really be raised up (to be) a new creation?

1. zâlike : işte bu
2. cezâu-hum : onların cezası
3. bi enne-hum : onların olması dolayısıyla, sebebiyle
4. keferû : inkâr ettiler
5. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
6. ve kâlû : ve dediler
7. e izâ kunnâ : biz olduğumuz zaman mı
8. izâmen : kemik
9. ve rufâten : ve toz haline gelmiş (toprak)
10. e innâ : gerçekten biz mi
11. le meb’ûsûne : mutlaka beas edileceğiz, diriltileceğiz
12. halkan : yaratılış
13. cedîden : yeni olarak

Advertisements