47

٤٧

قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتيكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً اَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ

(47) kul eraeyteküm in etaküm azabüllahi bağteten ev cehraten hel yühlekü illel kavmüz zalimun

de ki siz gördünüz mü? eğer size geliverse Allah’ın azabı ansızın yahut açıktan gelirse helak olacak kimdir ancak zalim kavimden (başkası değildir)

(47) Say: think ye, if the punishment of Allah comes to you, whether suddenly or openly, will any be destroyed except those who do wrong?

1. kul : de, söyle
2. e raeyte-kum : siz (herbiriniz) kendinizi gördünüz mü, sen sizi (halinizi) gördün mü? (aczinizi anladın mı?)
3. in etâ-kum : eğer size gelse
4. azâbu allâhi : Allah’ın azabı
5. bagteten : ansızın, aniden
6. ev cehreten : veya açıkça
7. hel : …mı?
8. yuhleku : helâk edilir
9. illâ el kavmu : kavimden başkası
10. ez zâlimûne : zâlimler

قُلْ de kiأَرَأَيْتَكُمْ bana haber verinإِنْ أَتَاكُمْ size gelseعَذَابُ azabıاللَّهِ Allah’ınبَغْتَةً ansızınأَوْ ya daجَهْرَةً açıkçaهَلْ يُهْلَكُ helak olur muإِلَّا başkasıالْقَوْمُ topluluğundanالظَّالِمُونَ zalimler

Advertisements